Nedeni bilinmeyen kısırlık vakalarında, doğal yollarla bebek sahibi olamayan genç çiftlerde gerçekleştirilen ilk uygulama aşılamadır (artifisiyel inseminasyon). Aşılama erkekten alınan spermin, kadının vajinasına bırakılması şeklinde uygulanan bir yöntemdir. Bebek sahibi olmada güçlük çeken ve 1 yıl korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamayan çiftlerde kısırlık (infertilite) problemi söz konusu olabilir. Bu problemin araştırılmasında ilk aşama, erkekte sperm analizi, kadında hormon tetkikleri ve rahim filmidir. Bu tetkiklerin hepsinin normal çıktığı ve altta yatan bir problemin bulunamadığı genç hastalarda aşılama (bilimsel adı ile artifisiyel inseminasyon) ilk uygulama olmalı. Aşılama kabaca tanımlanacak olursa, spermleri, kadın üreme sistemi içine, cinsel ilişki dışında herhangi bir yöntemle bırakma işlemidir. Tarihi belki de insanlık kadar eski olmakla birlikte modern anlamda ilk kez 1900’lerin başında hayvanlarda uygulandı. Veteriner hekimlik uygulamalarında çok eskiden beri kullanılan bir tekniktir. İntraservikal (ICI) ve intrauterin (IUI) olmak üzere 2 tip aşılama (inseminasyon) vardır. İntraservikal inseminasyonda (ICI), taze ve hiçbir muameleden geçmemiş meni, enjektör ya da özel kanül yardımıyla rahim ağzına ya da vajinaya bırakılır. İntrauterin inseminasyonda (IUI), ise sperm yıkaması etkiyi artırır. Yıkanmış yani bir takım kimyasal maddeler ile muamele edilmiş meni yine özel kanüller ve enjektörler yardımıyla direkt olarak rahim içine verilir. Her iki uygulama türü de ağrı veren işlemler değildir. Aşılamanın şartları nedir? Başarılı bir aşılama (inseminasyon) için bazı şartlar vardır. Öncelilikle spermin dölleyebileceği bir yumurta olmalı. Yani kadında yumurtlama (ovülasyon) problemi bulunmamalı. Yumurtlama bozukluklarda kadında önceden yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar kullanılarak (kontrollü ovarian hiperstimülasyon) ve çatlatma iğneleri yardımıyla bu sorunun üstesinden gelinir. İkincisi tüpler yumurta ve spermin buluşmasını sağlayabilmeli. Rahim filmi açık olduklarını göstermeli. Ayrıca erkeğin sperm analizi sonuçları normal ya da en azından normale yakın olmalı. Menisinde hiç sperm olmayan ya da çok az sperm bulunan kişilerde aşılama (inseminasyon) fayda sağlamaz. Son olarak ise oluşan bir gebeliğin tutunmasını engelleyecek endometrial (rahim içini döşeyen zarda) bir patoloji olmamalı. Özetleyecek olursak aşılama (inseminasyon) için gereken şartlar: Yumurtalıklar (Overler) ve tüpler çalışır halde olmalı Meni (Semen) analizi normal olmalı Endometrial (rahim içini döşeyen zarda) patoloji bulunmamalı Ayrıca Normal cinsel ilişkinin mümkün olmadığı durumlara Sperm hareketliliğinin az olduğu hallerde Servikal faktörün (kadının rahim ağzında oluşan salgının erkeğin spermine hareket kabiliyeti sağlayamadığı durum) bozuk olduğu durumlarda Anti sperm antikorların varlığında da aşılama (inseminasyon) yararlı olabilir. Aşılamanın (inseminasyonun) normal cinsel ilişkiye olan üstünlüğü servikal faktörü ortadan kaldırması ve spermlerin kat etmesi gereken yolu azaltması. Bazı durumlarda rahim ağzından salgılanan sıvı spermlerin rahim içine geçişine engel olabilir. Aşılama (inseminasyon) bu gibi durumların varlığında önemli avantajlar sağlar. İşlem nasıl yapılır? Aşılamaya karar vermeden önce çiftin her ikisinin de kısırlık (infertilite) açısından bütün tetkikleri yapılmış olmalı. Eğer Ovülasyon indüksiyonu (yumurtalıkların uyarılması) yapılacaksa uygun ilaçlarla bu sağlanmalı ve seri ultrasonografilerle yumurta hücresi gelişimi saptanmalı. Bu hücre ya da hücreler yeterli boyuta ulaştığında çatlatma iğnesi yapılmalı. İdeal olarak bu iğneden 32 - 36 saat sonra aşılamanın (inseminasyon) yapılması. Eğer gerek görülürse ultrason takipleri esnasında kanda östrojen değerlerine bakılabilir. Ovarian hiperstimülasyon sendromu (yumurtalıkların tedaviye aşırı cevap vermesi) gelişir ya da gelişme şüphesi uyanırsa tedaviye ara verilebilir. İşlem gününden önce en az 3 gün süreyle erkek herhangi bir şekilde cinsel ilişkiye girmemiş ve boşalmamış olmalı. İşlem günü erkek klinikte semen örneği verir. Bunun için tercih edilmesi gereken yöntem mastürbasyondur. Mastürbasyon esnasında kayganlaştırıcı vb. maddelerin kullanılması sperm kalitesini bozabileceğinden bu konuya dikkat edilmeli. Elde edilen semen örneği belirli kimyasal maddelerle işlemden geçirilip hazırlandıktan sonra (yıkama), aşılamaya (inseminasyona) hazır hale gelir. Kadın jinekolojik muayene pozisyonunda uzanır. Spekulum takılır, serum fizyolojik ile temizlik yapıldıktan sonra uygun katater rahim ağzından, rahim içine ilerletilir. Enjektöre çekilmiş olan semen yavaş ve dikkatli bir şekilde bu katater vasıtasıyla rahim içine verilir. Daha sonra katater ve spekulum çıkartılır. Bir miktar semenin dışarıya geri gelmesi normaldir. Aşılama (inseminasyon) ağrılı bir işlem değil. İşlemden sonra kadın 10 - 15 dakika kadar uzanır ve daha sonra normal hayatına dönebilir. Şart olmamakla birlikte hastaya progesteron desteği verilebilir. Aşılamadan sonraki ilk 24 - 48 saat ağır fiziksel aktiviteden kaçınılması önerilir. Ancak yatak istirahatı gerekli değil. İşlem sonrası 2 hafta içinde adet görülmez ise gebelik testi yapılır. Testin pozitif olması durumunda uygun şekilde gebelik takiplerine başlanır. Negatif olması durumunda kadının adet kanamasının 3. günü yeni bir deneme için ilk ultrason incelemesine çağırılır. Aşılama başarı oranları ICI günümüzde pek uygulanmayan bir teknik olup normal cinsel ilişkiye oranla gebelik şansını sadece %2 civarında arttırır. IUI altta yatan kısırlık (infertilite) nedenine bağlı olarak normal ilişkiye oranla %5 - 20 artış sağlayabilir. Şans uygulama sayısı arttıkça biraz daha artar. Teorik olarak bir sınır olmamakla birlikte 6 - 7 seferden fazla denenmemesi öneriliyor. Eğer evlilik ve kısırlık (infertilite) süresi uzunsa aşılama denenmeden direkt tüp bebek ve mikroenjeksiyona geçilebilir.
02:43 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : AŞILAMA NEDİR VE NASIL YAPILIR?
Gebelik Oranları Hakkında Gebelik oranları ve sağlıklı doğum oranları aynı anlama gelmezler. Gebelik oranı canlı doğum oranına göre oldukça yüksek olabilir. Bazı merkezler gebeliği, pozitif gebelik testi olarak tanımlarlar. Diğerleri de gebeliği ultrasonda görülen gebelik kesesi olarak tanımlarlar. Biyokimyasal gebelikler oldukça sık görülür. Bu tip gebelikler kan ve idrar tahlilleri ile doğrulanan ancak ultrasonda gebelik kesesi veya embryonun görülemediği gebeliklerdir. Merkezler başarıyı farklı şekilde tanımlarlar. Pek çok çift için başarı gebelik değil sağlıklı bir bebektir. Günümüzde geliştirilen bu teknikler sayesinde kısırlığın tedavisi artık imkansız değildir. Sabır, olumlu yaklaşım, ve uygun tedavi ile şimdi pek çok kısır çift anne-baba olmanın mutluluğunu yaşayabilir. Tüp bebek tedavisi çok değişik nedenlerden dolayı yapıldığı için gebelik elde edilmesini etkileyen pek çok faktör de mevcuttur. Daha önce bahsedildiği gibi özellikle: -Kadının yaşı -Uzun evlilik süresi -Erkek spermi ile ilgili bazı faktörler. Ör: azospermi, varikosel, oligosperm, immotil sperm -Hormonal faktörler -Üreme organları dışında bazı özel hastalıklar -Geçirilmiş eski hastalıklar -Daha önce gebelik olup olmadığı -Daha önce doğum veya düşük olması gibi pek çok faktör tedavinin başarı şansını etkilemektedir. Tüp bebek yönteminin başarı şansından bahsederken, öncelikle tedavi gören çiftin kendi özel şartlarını göz önüne almak gerekir. Bu şekilde bakıldığında, gebelik oranları bazı gruplarda % 5-10, bazılarında %25-40, bazı gruplarda ise % 50-70 olmaktadır. Çok küçük bir hasta grubunda ise gebelik elde etmek mümkün olmamaktadır. Diğer taraftan, her merkezin tüp bebek için bir ortalama gebelik oranı vardır. Yani, hep genç ve problemsiz, veya kısırlık sebebi kolayca aşılan hastaları programa alan bir merkez ile, gebeliğin zor elde edildiği hastaları da kabul eden bir merkezin gebelik oranları farklı olacaktır. Bir merkezi değerlendirirken ne tür hastaları kabul ettiğini de göz önüne almak gerekir. O halde, tüp bebek merkezlerinin gebelik oranı yaklaşık % 25-60 arasında değişebilir. Tabii, burada merkezlerin laboratuar şartlarının normal olduğunu varsayıyoruz. Tüp bebek merkezinin laboratuar şartları da başarı sansını etkileyen önemli faktörlerdendir. Tüp bebek uygulaması için belli bir gebelik şansının olduğunu biliyoruz, uygulamaların bir kaç kez denemesinde fayda vardır. Fakat, çiftin özel durumuna göre, 1-3 denemede gebelik elde edilemezse yeni bir denemeden önce durumun tekrar değerlendirilmesi, gerekiyorsa yeni tetkikler yapmak, ve çifti durumları ile ilgili daha ayrıntılı bilgilendirmek uygun olur. Tüp bebekte başarı bilinen faktörler yanında bilinmeyen pek çok faktörün etkisi altındadır. Bilinmeyen konularda araştırmalar halen yoğun olarak sürmektedir. Gebelik oranları, bu nedenlerden dolayı sürprizlere de açıktır. -Gebelik oranlarındaki değişiklikler hakkında bazı örnekler fikir verebilir: -Kadın yaşı 40 ve üzeri ise gebelik oranları % 10-20 civarına inebilir -Erkekte azospermi hücrelerin yapım aşamasındaki bir durumla ilgili ise gebelik oranı % 10-40 arasında değişebilir -Hem kadın yaşı ileri, hem de azospermi varsa gebelik oranı % 0-20 arasında olabilir -Daha önce 2-3 ten fazla erken düşük varsa başarı sansı azalabilir -Her şeyin normal olduğu vakalarda defalarca tüp bebek denemesine rağmen gebelik elde edilemeyebilir. -Muayene ve tetkik sonuçlarına göre başarı şansı düşük olacağı varsayılan bir denemede çok olumlu sonuçlar alınabilir -Bazen, tüp bebekte gebelik elde edilemezken, tedaviye ara veren çiftlerde daha sonra kendiliğinden gebe kalanlar olabilir. Tüp bebek merkezlerini veya doktorları arayan hastaların büyük bir kısmı doğrudan gebelik oranlarını sorarak bir karar verme eğiliminde olmaktadırlar. Halbuki, kendi özel durumlarının değerlendirilmesinden sonra bir karara varmaları daha doğru bir tutum olacaktır. kaynak:tupbebekbilgi.com
02:43 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : Gebelik Oranları Hakkında Gebelik oranları ve sağlıklı doğum oranları aynı anlama gelmezler. Gebelik oranı canlı doğum o
In vitro fertilizasyon (Tüp bebek) Kadının yumurtalıkları uyarıldıktan sonra yumurtalar toplanır. Erkeğin spermleri ile aynı kaba konarak döllenmeye bırakılır. Oluşan embryolar kadının rahimine 2-3 gün içinde yerleştirilir. Tüp bebek işlemi, tüplerin tıkalı olduğu, erkek infertilitesinde ve önceki başarısız IUI denemeleri sonrası tercih edilir. Yumurtalıklar yumurta elde etmek için uyarılır. Önce gonadotropin salgılayıcı hormon (GnRH) analoğu 8-10 gün verilir. Sonrasında günlük human menapozal gonadotropin (HMG) veya follikül uyarıcı hormon (FSH) enjeksiyonu ile yumurtalıklarda çok sayıda follikül gelişimi sağlanır. Yaklaşık 8 gün sonrasında ultrason ile folliküllerin sayısı ve büyüklüğü ölçülür. 1-2 follikül 18 mm çapa ulaştığında human korionik gonadotropin enjeksiyonu yapılır. Yumurta toplama işlemi 36 saat sonraya planlanır. Yumurtalar transvajinal ultrason eşliğinde toplanır. Ultrason folliküllerin görüntülenmesine ve iğnenin follikül içine doğru itilerek içinde yumurtayı içeren sıvının aspire edilmesine yardımcı olur. Sıvı laboratuvar personeli tarafından incelenir ve yumurta bulunursa inkübatöre konulur. Bu işlem tüm folliküller için yapılır. Yumurta toplama işlemi sırasında ya da hemen sonrasında erkekten alınan menide en kaliteli spermlerin ayrımı yapılır. Yumurta toplamadan yaklaşık 5 saat sonra yumurta ve sperm aynı kapta inkübatöre yerleştirilir. Ertesi gün yumurtalar normal döllenmenin olup olmadığın araştırılması için incelenir. Döllenmiş yumurtalar inkübatörde embryo oluşması için bırakılır. Yumurta toplamadan 2-3 gün sonra özel bir kateter aracılığıyla embryolar kadının rahmine yerleştirilir. Takip eden üç hafta hormon tedavileri verilir, sonrasında gebelik testi yaptırılır. Transferi yapılmayan embryolar dondurularak sonraki uygulamalar için ayrılır. Intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu ( Mikroenjeksiyon) Tek bir spermin direk olarak yumurtanın sitoplazması içine enjekte edilmesidir. Şiddetli erkek infertilitesi ve önceki konvansiyonel tüp bebek işlemlerinde zayıf veya tam döllenme kusuru olan hastalardaki tedavi seçeneğidir. Yumurtalar aynı tüp bebek işleminde olduğu gibi uyarılır. Yumurtaların dışındaki hücreler soyularak bir damlacık içine yerleştirilir ve sperm de başka bir damlacığa yerleştirilir. Sperm ejakülasyon ile veya şiddetli durumlarda testisten veya epididimden mikrocerrahi teknikleri ile elde edilebilir. Yumurta, tutucu pipet ile sabitlenir. Mikroenjeksiyon pipeti ile bir sperm aspire edilir ve dikkatlice yumurtanın sitoplazmasına enjekte edilir. Bu işlem tüm yumurtalara yapılır. Yumurtalara daha sonra inkübatöre yerleştirilir ve ertesi sabah döllenme açısından kontrol edilir. Döllenmiş yumurtalar daha sonra 24-48 saat daha gelişmeye bırakılır. Sonrasında ince kateterle rahim içine yerleştirilir. Sonraki iki hafta içinde hormonal destek tedavisi geliğin devamı için verilir. Mikrocerrahi epididimal sperm aspirasyonu (MESA) Testiküler sperm ekstarksiyonu (TESE) MESA epididimden spermin aspirasyon ile elde edilmesidir. TESE testisten biopsi ile spermin elde edilmesidir. Sperm genital yolda düzeltilemeyen bir hasar sonucu ilerleyemediğinde mikrocerrahi teknikle epididimden veya testisten elde edilebilir. Doğuştan vas deferens yokluğunda (CAVD) diğer endikasyondur. Kadının yumurtaları toplandığı zaman içinde erkek ufak cerrahi bir işlem geçirir. TESE/MESA işleminde elde edilen testis dokusunda/epididim sıvısında sperm hücreleri aranır. Varlığında ICSI ile yumurtalara enjekte edilir. Sperm dondurma ve çözme Sperm, erkek örnek vermesi istenildiğinde güçlük çıkacağı durumlarda dondurulur. Eğer sperm mikrocerrahi teknikleri ile elde edilmişse fazla sperm invazif işlemi tekrarlamamak için dondurulur. Kanser nedeniyle kemoterapi ya da radyoterapi planlanan hastalarda sperm dondurulabilir. Masturbasyon, testiküler biopsi veya mikrocerrahi epididimal sperm aspirasyonu ile elde edilen sperm krioprotektan ile birlikte ince pipetlerde sıvı nitrojen içine -196ºC sıcaklıkta konulur. Bu istenilen zamanda çözülerek krioprotektan ayrılarak yardımcı üreme işlemleri için kullanılabilir. Embryo dondurma Sıvı nitrojen içinde ileri tarihte kullanılmak üzere embryoların dondurulmasıdır. Embryo transferi sonrası arta kalan embryolar dondurularak saklanır. Eğer hasta gebe kalamazsa sonraki denemelerde bunlar çözünerek transfer edilebilir. Fazla embryolar krioprotektan ile beraber çubuklara aspire edilir ve yavaşça -196ºC ye dondurularak sıvı nitrojene konulur. Embryo tranferi planlandığında tranfer gününden bir gün önce ya da transfer günü bunlar çözünür ve yaşam ve gelişmeleri değerlendirilir; sonrasında transfer gerçekleştirilir.
02:42 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : In vitro fertilizasyon (Tüp bebek) Kadının yumurtalıkları uyarıldıktan sonra yumurtalar toplanır. Erkeğin spermleri ile
Hayatımıza son 20 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl yapılır? Sorularınızın cevabını burada bulabilirsiniz. Tüp bebek uygulamasını kısaca özetlemek gerekirse, kadın ve erkeğe ait üreme hücrelerinin vücut dışı koşullarda döllenme işlemi diyebiliriz. Bu yöntemde erkek ve kadın üreme hücreleri vücut sıcaklığındaki, uygun bir ortamda 48 saat bekletilir. Bu sürede elde edilen yumurtaların yaklaşık yarısında döllenme oluşur. Bu döllenmiş yumurtalar embriyo (cenin) olarak adlandırılır ve son hedef olan kadın rahmine yerleştirilir. Embriyolar rahim içerisine rahim ağzından ince bir katater ile yerleştirilir. Bu işlemler sonucu kadınların yaklaşık %50’sinde gebelik oluşur. Ancak bu gebeliklerin bir kısmı düşük ile sonlanır. Tedaviye giren çiftlerin uygulama başına yaklaşık % 40’ında çocukları olur. Bu oran birçok uygulama sonucu % 70 – 80’lere çıkabilir. Geri kalan % 20 – 30’luk grup modern tıbbın bütün olanaklarına rağmen günümüzde çocuk sahibi olamaz. Tüp bebek yöntemlerinde çeşitli ilaçlarla (Gonal-F, Puregon, Menogon) kadının yumurtalıklarının uyarılması sağlanır. Yumurtalıkların uyarılmasının amacı, embriyo oluşturmaya aday çok sayıda yumurta elde etmek. Çok sayıda embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin (embriyo transferi) gebelik şansını artırdığı görüldü (gebelik oranları, bir embriyo yerleştirildiğinde yaklaşık %10, üç embriyo yerleştirildiğinde ise %40 -50 civarında). Tüp bebek hakkında genel bilgiler Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şekli. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahime transferi ilkesine dayanır. Laboratuar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile (mikroenjeksiyon) sağlanır. Tüp bebek, önceleri enfeksiyon veya cerrahi işlem sonucunda tüplerinde kalıcı hasar oluşan kadınlarda uygulanmaya başlanmış, kısa bir süre sonra ise, kısırlığa yol açan diğer nedenlerin tedavisinde de kullanılır hale gelmiş. Bugün, endometriozis, nedeni açıklanamayan kısırlık olguları ve erkeğe bağlı kısırlıkta, tüp bebek yöntemleri ile başarılı sonuçlar alınır. Özellikle son yıllarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon, sperm sayısının çok düşük olması ve hatta menisinde hiç sperm olmamasına karşın, testisinde sperm bulunan erkeklerin tedavisinde bir devrim olarak nitelendiriliyor.
02:41 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : Hayatımıza son 20 yılda giren ve bizim için hızla sıradan bir yöntem haline gelen tüp bebek uygulaması nedir ve nasıl ya
İnfertilite Tedavisi Tedavi araştırma safhasında bulunan nedene bağlı olarak yumurtlamayı sağlamak için hormon uygulanmasından cerrahi müdahaleye veya tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerine kadar değişebilir. 1. Yumurtlama problemleri Kısırlık nedeniyle doktora başvuran kadınların yaklaşık % 20’sinde yumurtlama problemi vardır. Kadın üreme fonksiyonları bazı hormon bezleri tarafından salgılanan hormonlarla kontrol edilir. Bu bezlerden beyin sapında bulunan iki tanesi FSH ve LH hormonları yumurtlamanın oluşmasında temel rol oynarlar. Bu bezlerdeki hormon salınımındaki bozukluklar yumurtlama problemlerine yol aça rlar. Bu durumda yumurtlama çeşitli ilaçlarla (Klomifen, Pergonal Humegon, Metrodin) uyarılmalıdır. Yumurta gelişimi kandaki hormon seviyeleri ve ultrasonla takip edilerek, yumurtlama için uygun zaman tayin edilebilir. Bazı durumlarda yumurtanın çatlaması çeşitli ilaçlarla (Profazi, Pregnyl) sağlanabilir. Döllenme için en uygun zaman böylece belirlendikten sonra çifte ilişki önerilebileceği gibi halk arasında aşılama diye anılan spermlerin yıkanması sonrası rahim içine yerleştirilmesinden ibaret olan inseminasyon da yapılabilir. 2. İnseminasvon tedavisi İnseminasyon daha çok rahim ağzına ait problemlerin bulunduğu, sperm sayısında ve hareketliliğinde hafif bozuklukların bulunduğu veya çifte ait hiçbir problemin bulunamadığı açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanmaktadır. İnseminasyon için erkekten alınan sperm sıvısı laboratuvar koşullarında çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutularak sperm hücreleri dışındaki tüm sıvılarından arındırılmakta, sperm hücreleri çok az bir sıvı içinde konsantre edilmekte böylece sayı hareketlilik oranı artırılmaktadır. Daha sonra bu sıvı ince bir kateter yardımı ile rahim ağzından geçirilerek doğrudan rahmin içine verilmektedir. Bu tedavi rahim ağzından salgılanan mukusun spermin rahim içine geçişini engellediği durumlarda en iyi sonucu vermektedir. İnseminasyon ayrıca nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında ve hafif erkek kısırlığı olgularında da daha düşük başarı oranları ile kullanılmaktadır. En yüksek gebelik oranlarının ilk üç uygulamada olduğu altı uygulamadan sonra gebelik şansının çok düşük olduğu gösterilmiştir. Uygun koşullarda yapılmış üç inseminasyon sonrası yardımcı üreme tekniklerine geçilmesi düşünülebilir. Özellikle nedeni açıklanamayan kısırlık olgularında çiftlerin yaklaşık yüzde 25'inde tüp bebek uygulanmasında spermden veya yumurtadan kaynaklanan bir döllenme bozukluğu görülmektedir. İnseminasyon tedavisi ile gebelik şansı altı uygulama sonucu yaklaşık olarak yüzde 30 civarındadır Yumurtlama yokluğu ilaçlara yanıt vermediği bazı durumlarda yumurtalık yetmezliğine bağlı olabilir. Tedavisi olmayan bu durumda tek çözüm ülkemizde uygulanmasına izin verilmeyen yumurta veya embryo bağışıdır. 3. Yardımcı üreme teknikleri Erkek ve kadın üreme hücrelerinin doğal yollardan bir araya gelemediği durumlarda daha ileri tekniklere başvurmak gerekmektedir. Bu tekniklerin çoğunda kadının yumurtaları ultrason kontrolünde bir iğne ile emilerek vücut dışına alınmaktadır. Bu amaçla çeşitli ilaçlarla aynı anda birçok yumurtanın gelişmesi sağlanmakta ve uygun koşullarda 20'den fazla yumurta hücresi elde edilebilmektedir. Sperm elde edilmesi ise çoğu zaman çok daha kolaydır ancak menisinde sperm bulunmayan erkeklerde spermleri yumurtalık kanalından veya doğrudan yumurtalıklardan elde etmek için cerrahi işlemlere gerek duyulmaktadır.
02:41 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : KISIRLIK TEDAVİSİ
KADININ DEĞERLENDİRİLMESİ Yapılması mutlaka gerekli olan tetkikler Öngörüşme, Jinekolojik muayene ve ultrasonografi: Kısırlık nedeni olabilecek hormonal yapıya ait ipuçları araştırılır (kilo, kıllanma, memelerden süt gelmesi, büyümüş tiroid bezi vs.), üreme sistemi, yumurtalıklar ve rahim ultrasonafi yardımı ile değerlendirilir. Üreme organlarına ait enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir kısmı , rahime ait miyom polip gibi urlar ve rahim için tabakasının(endometrium) özellikleri, yumurtalıkların yapısı, kistleri teşhis edilebilir. Kadında hormon tetkikleri: FSH, LH, PRL, TSH, E2 HSG (Histero-salpingo-grafi, Rahim kanallarının filmi) : Rahim ağzından verilen ilaçlı maddenin rahim boşluğunu doldurup kanallardan geçerek karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile tespit edilir. HSG olarak adlandırılan bu tetkik rahim kanallarının geçirgenliği hakkında bilgi verir ve rahim boşluğunun şekil bozuklukları ve yer kaplayan oluşumlarının tanınmasını sağlar. Kanalların her ikisinin de tıkalı olması kesin kısırlık nedenidir ve tüp bebek yapılmasını gerektirir. kanallardan bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebe kalma şansı azalmakta, kısırlık ihtimali daha da artmaktadır. Bu gibi durumda aşılama tedavisi kadının yaşına, evlilik yılına, sperm analizine göre değerlendirilip, gerekirse tüp bebek yapılabilir. Gerektiğinde yapılabilecek tetkikler: Rahim boşluğunun değerlendirilmesi (Hidro-sonografi): Rahim ağzından verilen sıvının ultrason kontrolu altında rahim boşluğunu doldurması izlenerek, rahim içinde yer kaplayan oluşumlar tesbit edilebilir. Bu yöntem ile rahim içi dokunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumlar tesbit edilmektedir. Laparoskopi: genel anestezi altında göbek altından 1 cm’lik bir kesi ile karın boşluğuna girilip optik bir sistem aracılığı ile karın içinin gözlenmesidir. Yumurtalık ve rahim kanallarının yapısal ilişkilerinin araştırılması, karın içindeki endometriozis odaklarının tespiti, ve gerektiğinde bazı cerrahi müdahalelerin açık ameliyata geçmeden yapılabilmesi için önerilebilir. Ancak gerekirse yapılmalıdır. Histeroskopi: rahim içini ilgilendiren bir problemden şüphelenildiğinde uygulanır. Rahim kanalından rahim boşluğuna doğru ilerletilen bir optik sistem ile görüntü alınıp, cerrahi olarak problemin giderilmesini sağlamak üzere önerilen bir yöntemdir. Ancak gerekirse yapılmalıdır. Bu yöntemle, rahim içi direkt görülebilir, buradaki dokudan biyopsi, miyom veya polip gibi oluşumlar alınabilir. ERKEĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ Sperm tetkiki: 3-4 günlük cinsel perhizden sonra mastürbasyon yoluyla verilen sperm, sayı, hareket özelliği ve yapısal durum bir çok yönden değerlendirilir. Sperm yıkama işlemi ile dölleme yeteneğinin arttırılması açısından sağlanan fayda araştırılır. Muayene: Sperm tetkikinde tespit edilen soruna göre testislerin durumu değerlendirilir, varikosel, enfeksiyon gibi problemler araştırılır. Erkekte hormon tetkikleri: FSH, LH, TESTOSTERON, FREE TESTOSTERON, PRL, TSH . kaynak:tupbebekbilgi.com
02:40 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : KISIRLIK TEŞHİSİ NASIL KOYULUR ?
KADINDA KISIRLIK NEDENLERİ Kuşkusuz her kadın doğası gereği çocuk sahibi olup annelik duygusunu tatmak ister. Ancak günümüzde her 100 çiftten 15’i bu isteğine kavuşabilmek için yardım almak zorunda. Kısırlığın çözümsüz olduğu vakalar enderdir. Ancak erken menopoz ya da erkekte hiç sperm hücresi bulunmaması durumunda yardımcı yöntemlere başvurmak anlamlı değil. Bunun dışında kalan kısırlık vakalarında ise sadece çocuk sahibi olma şansının azaldığı söylenebilir. Tanının konabilmesi için tetkikler ve muayeneler adım adım uygulanır ve uzun zaman alabilir. Bu zaman doktorun problemi iyi anlamasına ve en etkili tedaviye karar vermesine yardım eder. Araştırmalar sonucu bir veya birden fazla kısırlık nedeni bulunabileceği gibi çiftlerin yaklaşık %15’inde kısırlığın nedeni saptanamaz. Kadındaki en önemli kısırlık sebepleri yumurtlama bozuklukları, endometriozis ve tüplerin hasarlı veya tıkalı olmasıdır. 1. Yumurtlama bozuklukları: Kadında en sık görülen kısırlık nedeni yumurtlama bozukluklarıdır. Yumurtlama (yumurtanın yumurtalıklar dışına atılması) olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. Yumurtlama bozukluğu dendiğinde yumurtlamanın hiç olmaması veya düzensiz ve seyrek olması anlamına gelir. Adetlerin seyrek veya hiç görülmemesi çoğu zaman bir yumurtlama bozukluğunu gösterir. Ancak adetlerin tamamen düzenli olduğu durumlarda da yumurtlama bozukluklarına rastlanabilir. Yumurtlama bozuklukları başlıca üç grupta toplanabilir Yumurtalıklardaki yumurta üretimini uyaran hormonların doğuştan eksikliğine bağlı olarak beyin sapından salgılanamaması: Bu durumda kadında ergenlikten itibaren hiç adet kanaması görülmez Beyin sapından(hipofiz) süt hormonu prolaktinin normalden fazla salgılanması: Bu durum genellikle bu bölgedeki iyi huylu bir tümörün varlığına bağlı olmakla beraber bazen hiçbir neden bulunamaz. İyi huylu tümörlerin cerrahi yollarla çıkarılabilir. Neden bulunamadığı durumlarda çeşitli ilaç tedavileriyle prolaktin seviyeleri düşürülerek yumurtlama normal hale getirilebilir. Polikistik over sendromu: Bu hastalığın tipik formunda genel olarak adetler düzensiz ve seyrektir (yılda 3 - 4 adet). Bazı hastalarda adetler hiç görülmezken diğerlerinde tamamen normal olabilir. Hastalar genellikle şişmanlamaya yatkındırlar. Ciltte ve saçlarda yağlanma, sivilce gibi problemler sıkça görülür. Yumurtalıklarda normalden fazla sayıda yumurta bulunmakta ve bunlar erkeklik hormonu salgılayarak normal yumurta gelişimini engellemektedir. 2. Tüplerin hasarlı ve tıkalı olması: Tüplerin kısmen veya tamamen tıkalı olması sperm ile yumurtanın buluşmasını engelleyerek döllenme ve gebeliği olanaksız kılar. Tüplerdeki bu hasar geçirilmiş enfeksiyon, endometriozis veya geçirilmiş bir ameliyat sonrası kalan karın içi yapışıklıkları gibi birçok nedene bağlı olabilir. Tüpler bir dış gebelik sonucu da hasara uğrayabilir. Gelişmiş ülkelerde cinsel yollardan bulaşan enfeksiyonlar tüplerdeki hasarın en önemli nedenidir. Ülkemizde çocukluk çağında alınan verem mikrobu da tüplerde geri dönülemez hasar oluşturur. 3. Endometriozis Endometriozis, rahim içini döşeyen dokunun (endometrium) rahim dışında gelişmesine denir. Endometriozis en sık olarak rahimi yerinde tutan bağlara yerleşir. Diğer sık görüldüğü bölgeler ise rahim yüzeyi, tüpler ve yumurtalıklardır. Endometriozis tıpkı rahim içini döşeyen doku gibi hormonlara duyarlı olup adet sırasında kanar. Karın içinde oluşan bu mikro kanamalar zamanla iltihap benzeri yangısal durum oluşturur ve yapışıklıklara sebep olur. Endometriozis yumurtalıklarda yerleştiği zaman kist oluşumuna neden olur. Bu kistlere endometrioma adı verilir. Endometriozisin en önemli belirtileri adet öncesi ve adet sırasında ağrı, ilişki esnasında veya sonrasında ağrı, düzensiz şiddetli adetler ve kısırlıktır. Daha az görülen diğer belirtiler yorgunluk, adet esnasında bağırsak hareketlerinin şiddetlenmesi. İshal, kabızlık gibi diğer sindirim sistemine ait belirtilerdir. Bunların yanı sıra endometriozis bazı kadınlarda hiçbir belirti vermeyebilir. Endometriozisi olan kadınların yaklaşık yüzde 50’sinin çocuk sahibi olabilmeleri için tedavi gerekir. Yine kısırlık nedeni ile başvuran kadınların yaklaşık yüzde 25’inde endometriozis saptanır. 4. Rahim ağzına ait problemler: Rahim ağzındaki yapısal, enfeksiyona ait veya bu bölgedeki salgıya (mukus) ait bozukluklar kısırlık sebebi olabilir. Rahim ağzından salgılanan mukus spermlerin genital yoldan taşınmasını kolaylaştırır. Östrojen ve progesteron hormonları etkisi altında mukusun siklus sırasında miktarı ve niteliği değişir. Polip gibi iyi huylu tümörler veya bu bölgeye uygulanmış olan cerrahi girişimler kısırlığa neden olabilir. 5. Alerjik nedenler: Alerjik nedenler kısırlık nedeni olabilmekle birlikte teşhisleri ve tedavileri zordur. Alerjik neden spermlerde veya mukusta bulunabilir. Antisperm antikorları adı verilen bu alerjik durumların tedavi etkinliği belli değil ve tedavi edilen veya edilmeyenlerdeki gebelik oranları çok farklı değildir. Bu nedenle rutin olarak gerekliliği tartışmalıdır.. ERKEKTE KISIRLIK NEDENLERİ Erkekler kadınlarla kıyaslandığında çok duygusal değiller. Ancak söz konusu kısırlık olduğunda, erkekler de bir hayli hassaslaşabiliyor. Çocuğu olmayan çiftlerin %30 – 50’sinde problemin erkekten kaynaklandığı düşünüldüğünde haksız da sayılmazlar. Her kültürün kendine özgü klasikleri vardır. Bizim kültürümüzün en önemli klasikleri arasında yeni evlenen çiftlere ‘Eee, çocuk ne zaman olacak?’ sorusunu sormak yer alıyor. Çocuksuz geçen bir kaç yılın ardından artık yakın çevrede ‘Galiba çocukları olmuyor’ sesleri yükselmeye başlar. Bundan en çok mağdur olansa yine kadınlar. Çünkü bir çifttin çocuğu olmuyorsa önce kadın şüpheli duruma düşer. Oysa çocuğu olmayan çiftlerde problem %30 – 50 erkekten kaynaklanır. Erkekteki bu problemlerin nedeni %30 - 40 olguda açıklanamaz. Sperm kalite ve sayısındaki bozuklukların nedeni bulunamadığında bir takım deneysel ilaç tedavileri uygulanırdı. Ancak bu tedavilerin herhangi bir etkinliğinin olmadığı görüldü. Mikroenjeksiyon tekniğinin 1992 yılından itibaren uygulanılmaya başlanmasıyla birlikte erkek kısırlığının tedavisinde bir dönüm noktası yaşandı. Bu teknikle şiddetli erkek kısırlığı durumlarında bile yüksek gebelik oranları elde etmek mümkün hale geldi. Azımsanamayacak bir orana sahip olan erkekteki kısırlık nedenlerini 2 ana grupta toplamak mümkün. Spermin sayı ve kalitesini etkileyen üretim bozuklukları. Spermi dışarıya taşıyan kanallardaki tıkanıklıklar. 1. Sperm üretim bozuklukları: Erkek kısırlığı vakalarında spermin üretim ve olgunlaşma bozuklukları en sık rastlanılan durumdur. Üretim bozukluğu sperm sayısından kaynaklanabilir. Kadın yumurtasının döllenmesini engelleyen sperm hareketlerinin zayıflığı veya sperm şekillerinin (morfoloji) anormalliği ile de ilgili olabilir. Erkeğin sperminin normal kabul edilebilmesi için sayısının en az 20 milyon/ml, hareketli sperm oranının %30 ve yapısal olarak normal sperm oranının %4’ün üzerinde olması gerekir. Sperm değerlerinin yukarıda belirtilenin altında olması halinde doğal yollardan gebelik elde edilmesinde belirgin zorluklar yaşanmaya başlanır. Birçok faktör spermiogenezi (sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşması) olumsuz yönde etkileyebilir. Bunlar aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir. İltihabi hastalıklar: Bazı bakteri ve virüsler erkekte yumurtalık iltihabına sebep olur. Yumurtalıklarından iltihabi bir hastalık geçiren erkeklerin yaklaşık %25’inde kısırlık problemi oluşur. Hormon bozuklukları: Sperm ve erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun üretimi beyin sapından salgılanan iki hormon (folicle stimulating hormon ve luteinizing hormon) tarafından kontrol edilir. Bu hormonların salınımına ait bozukluklar erkek kısırlığının %2 – 5’inden sorumludur. Çevresel problemler: Kanser tedavisi için kullanılan ışın ve ilaçlar sperm üretimini bozabilir. 2. Yapısal bozukluklar Spermin üretim yeri olan yumurtalıklardan dışarı çıkmasını engelleyen tam veya kısmi tıkanıklıklar kısırlık nedeni olabilir. Bu tıkanıklıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan bir enfeksiyona da bağlı olabilir. Yumurtalık bölgesinden geçirilmiş bir cerrahi müdahale de tıkanıklığa yol açabilir.
02:39 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : KISIRLIK NEDENLERİ KADINDA KISIRLIK NEDENLERİ
Halk arasında kürtaj olarak adlandırılan tıbbi müdahale, istenmeyen bir gebeliğin başlangıcında, vajina yoluyla ceninin ve rahmin iç yüzeyinin alınmasından oluşan küçük bir ameliyattır. Her ameliyat gibi, küçük de olsa risk taşır. Bu ameliyat sırasında anestezi uygulanıyorsa, bunun da ayrı riskleri olabilir. Kürtaj, sık sık başvurulacak uygun bir doğum kontrol yöntemi değildir. Gebelik istemiyorsanız ve sık sık kürtaj gerekiyorsa, öncelikle uygun bir doğum kontrol yöntemi kullanmaya başlamalısınız. Hem bu konuda karar vermek hem de şu andaki durumunuzda kürtajın risklerini ve gereğini gözden geçirmek için bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmalısınız. Kürtaj Nasıl Yapılır? Hasta muayene masasına yatırılır ve bölgesel (lokal) veya genel anestezi verilir. Hastaya lokal anestezi yapıldığı halde acı vereceği düşünülen müdahaleler söz konusu ise genel anestezi kullanılmalıdır. Bu müdahale için yapılan genel anestezide, genellikle ameliyatlarda kullanılan ilaçların hepsi kullanılmaz bu yüzden anestezinin sonradan ortaya çıkabilecek yan etkileri oldukça azdır. Daha önce doğum yapmış kadınlarda bazen sadece lokal anestezi yeterli olabilir. Müdahale genellikle 10 dakika kadar sürer. Özel bir vakumlu enjektörle gebelikle ilgili dokular rahimden dışarı alınır. Yasayla belirtildiği gibi küçük gebeliklerde bu işlem sorunsuz olarak yapılabilir. Genel anestezi kullanılmışsa hasta yaklaşık 15 dakika içinde kendine gelir. Lokal anestezi kullanıldığı durumlarda ise hasta hemen ayağa kalkabilir. Hasta kendini iyi hissettiği anda eve gidebilir. Hasta evde en az 12 saat dinlenmeli ve 15 gün kadar eşiyle birlikte olmamalıdır. Doktorunuz büyük olasılıkla sizi kontrole çağıracaktır, bu kontrolü kesinlikle aksatmayın. GEBELİĞİN SONA ERDİRİLMESİ İLE İLGİLİ KANUNLAR Gebeliğin sona erdirilmesi ile ilgili usul ve esaslar yasal olarak düzenlenmiştir. Mevcut yasa yer alan ve hastaların bilgi sahibi olmalarında yarar görülen maddeler aşağıda verilmiştir. MADDE 5: Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir. Gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik, annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği veya doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ve ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları ile tahliye edilir. Derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı ve hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde durumu tespit eden yetkili hekim tarafından gerekli müdahale yapılarak rahim tahliye edilir. Ancak hekim bu müdahaleyi yapmadan önce veya mümkün olmadığı hallerde müdahaleden itibaren en geç yirmi dört saat içinde müdahale yapılan kadının kimliği, yapılan müdahale ile müdahaleyi icabettiren gerekçeleri illerde Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet tabipliklerine bildirmeye zorunludur. Acil müdahale hallerini nelerden ibaret olduğu ve yapılacak ihbarın şekil ve mahiyeti ile sterilizasyon ve rahim tahliyesini kabul edenlerden istenecek izin belgesinin şekli ve doldurulma esasları, bunların yapılacağı yerler, bu yerlerde bulunması gereken sağlık ve diğer koşullar ve bu yerlerin denetimi ve gözetimi ile ilgili hususlar çıkarılacak tüzükte belirtilir. GEBELİĞİN SONA ERDİRİLMESİNDE İZİN: MADDE 6: 5. maddede belirtilen müdahale, gebe kadının iznine, küçüklerde küçüğün rızası ile velinin iznine, vesayet altında bulunup da reşit veya mümeyyiz olmayan kişilerde reşit olmayan kişinin ve vasinin rızası ile birlikte sulh hakiminin izin vermesine bağlıdır. Ancak akıl maluliyeti nedeni ile şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz. 5. maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve rızaları alınacak kişiler evli iseler, eşin de rızası gerekir. Veli veya sulh mahkemesinden izin alma zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmediği taktirde hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil hallerde izin şart değildir. ÇOCUK DÜŞÜRME VE DÜŞÜRTME CÜRÜMLERİ: MADDE 468: Bir kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürten kimseye 7 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Gebeliğin süresi on haftadan uzun olan bir kadının rızasıyla tıbbi nedenler mevcut olmadan çocuğunu düşürten kimseye 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Çocuğunu düşürmeye rıza gösteren kadına da aynı ceza verilir. Birinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 15 yıldan 20 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 8 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası verilir. İkinci fıkrada yazılı fiil; kadının ölümüne neden olmuşsa faile 5yıldan 12 yıla ve bedeni bir zarara neden olmuşsa 3 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunan kimse kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olmuşsa 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır. Gebelik süresi on haftadan fazla olan çocuğunu isteyerek düşüren kadına 1 yıldan 4 yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Madde 470: Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse, gebelik süresi on haftadan az olan bir kadının rızasıyla düşük yaptırdığı taktirde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil kadının ölümüne veya bedeni bir zararına sebep olmuşsa, fail ayrıca 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır. Tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse 468. maddenin 1. 2. 3. ve 4. fıkralarında öngörülen fiilleri işlediği taktirde cezası 1/3 oranında arttırılır. Rahim tahliye etme yetkisi olmayan bir kimse; gebe sanılan bir kadına çocuğunu düşürtmek için ilaç, gereç tedarik eder veya gebe sanılan bir kadın üzerinde rızası olmaksızın çocuk düşürme amacıyla bazı fiillerde bulunur ve kadının ölümüne veya bedeni zararına sebep olursa, 452. ve 456. maddeler hükümlerince cezalandırılır. Fiil kadının rızasıyla işlenmiş ise ceza 1/3 oranında indirilir. RAHİM TAHLİYESİNİN YÜRÜTÜLMESİ VE DENETLENMESİNE İLİŞKİN TÜZÜK: ON HAFTAYI GEÇMEYEN GEBELİKLERDE RAHİM TAHLİYESİ: MADDE 3: Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı taktirde istek üzerine rahim tahliye edilir. Rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca yapılır. Ancak bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik pratisyen hekimler kadın hastalıkları uzmanının denetim ve gözetiminde menstrüel regülasyon yöntemiyle rahim tahliyesi yapabilirler. MADDE 4: On haftayı geçmeyen gebelikte rahim tahliyesini, a) kadın hastalıkları ve doğum uzmanı mesleklerini uyguladıkları yerlerde, b) pratisyen hekimler menstrüel regülasyon yöntemiyle resmi tedavi kurumlarında yaparlar Anestezi gerektiren tahliyeler ise, anestezi uygulanabilen resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır. On haftayı geçmeyen gebelikte rahim tahliyesinin yapılacağı resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının muayenehanelerinde, tüzüğe ekli (1) sayılı listede yer alan araç ve gerecin bulunması zorunludur. SAYILI LİSTE (1) On haftayı geçmeyen gebeliklerde rahim tahliyesinin yapılacağı resmi tedavi kurumları, özel hastaneler ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının muayenehanelerinde bulunması zorunlu araç ve gereçler: 1) Menstrüel regülasyon ve diğer küretaj setleri, 2) Otoklav ve elektrikli sterilizatör, 3) Uterotonikler, kanama durdurucu ilaçlar, intravenöz sıvı seti, enjektör, steril eldiven vb. diğer tıbbi araç ve gereç, 4) Rahim tahliyesinden sonra hastaların dinleneceği yataklar, 5) Elektrikli ya da elektriksiz vakum aspiratör. ON HAFTAYI GEÇEN GEBELİKTE RAHİM TAHLİYESİ: MADDE 5: Gebelik süresi on haftayı geçen kadınlarda, rahim tahliyesi yapılamaz. Bu durumdaki kadınlarda, ancak, tüzüğe ekli (2) sayılı listede saylan hastalıklardan birinin bulunması halinde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından rahim tahliyesi yapılabilir. Hastalığın kadın hastalıkları uzmanıyla bu hastalığın ilişkin olduğu uzmanlık dalından bir hekimin birlikte hazırlayacakları, kesin klinik ve laboratuvar bulgulara dayanan, gerekçeli raporlarla sunulması zorunludur. Rahim tahliyesi yapan hekim, bu raporu, ameliyenin sonucuyla birlikte en geç bir hafta içinde, illerde Sağlık Müdürlüklerine, ilçelerde Hükümet Tabipliklerine göndermek zorundadır. Bu raporlar il sağlık müdürlüklerinde toplanır. SAYILI LİSTE (2) On haftanın üzerindeki gebeliklerde rahim tahliyesini gerektiren kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden ya da çocuk için tehlikeli olan hastalıklar ve durumlar: A) Kadın Hastalıklarına Bağlı Olan Nedenler: 1) Daha önceki majör uterin harabiyet ve hasarları: a) Sezaryen ameliyatı b) Myomektomi c) Uterus rüptürü d) Geniş perforasyon e) Geçirilmiş vajinal plastik operasyonlar 2) Rekürren preeklmpsi-eklampsi 3) İzoimmünizasyon 4) Mole hidatiform B) Ortopedik Nedenler: 1) Osteogenezis imperfekta 2) Ağır kifoskolyoz 3 Doğumu güçleştiren osteomyelit 4) Faaliyet halinde bütün mafsalları ilgilendiren osteoartiküler hastalıklar C) Kan hastalıklarına bağlı nedenler: 1)Lösemi 2)Kronik anemiye neden olan hastalıklar 3) Lenfomalar 4) Pıhtılaşma defektleri 5)Hemolitik sarılıklar 6)Agranülositozis 7) Tromboembolik hastalıklar 8) Hemoglobinopatiler ve thalasemia sendromları ( ağır klinik ve hematolojik bozukluğa neden olan) 9) Gamaglobulinopatiler D) Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları: 1) Doğumu engelleyen konjenital ve akkiz kalp hastalıkları 2) Kalp yetmezliği, perikardit, myokardit, myokard enfarktüsü, aşikar koroner yetmezliği, arteryal sistem anevrizmaları 3) Ağır tromboflebitler ve lenfatik sistem hastalıkları 4) Ağır bronşektaziler 5) Solunum fonksiyonlarını bozan kronik akciğer hastalıkları E) Böbrek hastalıkları: 1) Akut ve kronik böbrek yetmezlikleri F) Göz hastalıkları: 1) Dekolman 2) Renal hipertansif ve diyabetik retinopatiler G) Endokrin ve metabolik hastalıklar: 1) Feokromasitoma 2) Adrenal hiperfonksiyon ya da yetmezliği 3) Kontrol altına alınamayan hipo-hipertiroidi 4) Paratiroid hiperfonksiyon ya da yetmezliği 5) Ağır hipofiz hastalıkları H) Sindirim sistemine bağlı nedenler: 1) Gebeliğin devamını engelleyen sindirim sistemi hastalıkları İ) İmmünolojik nedenler: 1) İmmün yetmezliği hastalıkları 2) Kollajen doku hastalıkları J) Bütün malign neoplastik hastalıklar K) Nörolojik nedenler: 1)Grand mal epilepsi 2)Multiple scleroze 3) Müsküler distrofi 4) Hemipleji ve parapleji 5) Gebeliğin devamını engelleyen ağır nörolojik hastalıklar L) Ruh hastalıklarına bağlı nedenler: 1) Oligofreni 2) Kronik şizofreni 3) Psikoz maniac depresif (PMD) 4) Paranoya 5) Uyuşturucu bağımlılıkları ve kronik alkolizm M) Enfeksiyon hastalıkları: 1) Teratojen intrauterin enfeksiyonlar a) kızamıkçık b) toksoplazmozis c) sitomegalovirüs d) Herpes virüs gurubu hastalıklar 2) Cüzzam 3) Sıtma 4) Frengi 5) Brusella ve diğer ağır kronik enfeksiyonlar N) Konjenital nedenler: 1) Marphan sendromu 2) Mesane ekstrofisi 3) Down sendromu 4) Sakat çocuk doğurma ihtimali yüksek diğer herediter hastalıklar 5) Gonadlara zararlı röntgen ışını ve ilaç 6) Teratojenik ilaçlar 7) Nörofibromatozis ON HAFTAYI GEÇEN GEBELİKTE RAHİM TAHLİYESİNİN YAPILACAĞI YERLER VE BURALARDA BULUNMASI GEREKEN KOŞULLAR: MADDE 6: On haftayı geçen gebelikte rahim tahliyesi, resmi yataklı tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır. Gebeliğin onuncu haftasından sonra rahim tahliyesi yapılacak yerlerde bulunması zorunlu araç gereç ve personel: 1) Ameliyathane ve anestezi araç ve gereçleri 2) Sezaryen yapmak için gerekli tıbbi ve cerrahi malzeme 3) İntraamniyotik hipertonik solüsyon vermek için gerekli araç gereç 4) Küretaj seti 5) Elektrikli ya da elektriksiz vakum aspiratör 6) Otoklav ve elektrikli sterilizatör 7) Uterotonikler kanama durdurucu ilaçlar, intravenöz sıvı seti, enjektör, steril eldiven vb. diğer tıbbi araç ve gereç. 8) Anestezi uzmanı veya teknisyeni 9) Gerekli diğer ameliyathane personeli 10) Canlandırma araç ve gereçleri ACİL HALLERDE RAHİM TAHLİYESİ: MADDE 7: Derhal müdahale edilmediği taktirde kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden acil hallerde rahim tahliye edilir. Bu durumda rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanınca yapılır. RAHİM TAHLİYESİNİ GEREKTİREN ACİL HALLER: MADDE 8: Rahim tahliyesini gerektiren acil haller şunlardır: a) Servikal internal os kapalı olsa bile kadının yaşamını tehlikeye sokacak ölçüde vajinal kanamalar, b) Servikal internal osun açık olduğu haller, c) Uterustaki gebelik ürününün bir bölümünün düştüğü ve kanamanın devam ettiği haller ya da enfeksiyon tehlikesi.
01:20 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : Halk arasında kürtaj olarak adlandırılan tıbbi müdahale, istenmeyen bir gebeliğin başlangıcında, vajina yoluyla ceninin
POLİKİSTİK OVER HASTALIĞI Polikistik over hastalığı adet düzensizliği, kıllanma, istendiği halde gebe kalamama şeklinde belirtileri olan bir hastalıktır. Bu belirtilerin birkaçı veya tamamı birarada bulunabilmektedir. Hastalığa yumurtalıklarda yer alan çok sayıda kist sebep olmaktadır.Bu durumda da yumurtalıkla normalin 2-5 katı büyür. Hastalığın ortaya çıkış nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Beyinde yumurtalıkları uyarıcı hormon salgılayan hipotalamus, hipofiz gibi üst merkezlerle yumurtalıkların ilişkisi bozulmuştur. Hipotalamusun salgıladığı hormona hipofiz bezi aşırı yanıt vermekte ve luteinizan hormon salgısı artmaktadır. Bu hormon yumurtalıkları uyararak aşırı erkeklik hormonu salgılamakta ve yumurtalıklarda normal yumurta gelişimi gerçekleşememektedir. Bunun sonucunda bu kadınlarda luteinizan hormon ve erkeklik hormonları testosteron yükselmektedir. Yumurtlamadan sonra salgılanan progesteron hormonu ise yumurtlama gerçekleşmediği için, normal olarak salgılanamamakta ve kanda düşük düzeyde bulunmaktadır. Estrogen hormonu ise normal düzeyde salgılanmaktadır. Ayrıca süt salgılatan hormon prolaktin de polikistik overli hastaların 1/3’ünde yüksek bulunmaktadır. Polikistik over hastalığı hormonlar arasındaki dengenin bozulduğu ve bunun bir kısırdöngüye dönüştüğü bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştıran bazı etkenler söz konusudur, bunlar genetik eğilim ve şişmanlıktır. Aslında şişmanlığın hastalığın ortaya çıkış nedeni mi, yoksa hastalık sonucunda mı oluştuğu kesin değildir. Ancak polikistik over hastalığı bulunan kadınların yaklaşık yarısının şişman olduğu bir gerçektir. Şişmanlarda yağ dokusunda erkeklik hormonu üretimi daha fazladır ve bu durum hastalığın ilerlemesine katkıda bulunur. Polikistik overli hastaların büyük çoğunluğunda seyrek adet görme veya hiç adet görememe gibi şikayetler vardır. Hastaların %90’ında erkeklik hormonu artışına bağlı kıllanma ve ciltte yağlanma vardır. Polikistik overli hanımların yaklaşık yarısında kilo fazlalığı söz konusudur. Polikistik overli bir kadında tedavinin ilk basamağını kilo verme oluşturmalıdır. Gerek diyet gerekse egzersiz yardımı ile kilo verme ile adetler düzene girip, yumurtlama sağlanabilir. Daha önce ilaçlara yanıt vermeyen bir hasta kilo verme sonrası ilaçlara yanıt verir duruma gelebilir. Çocuk isteği olmayan, adet düzensizliği ve kıllanma yakınması olan bir kişide hem adetleri düzene sokmak, hem de kıllanmaya karşı genellikle doğum kontrol hapları kullanılır. Bu amaçla kullanılacak doğum kontrol haplarının progesteronlarının, erkeklik hormonuna karşı etkilerinin olması tercih edilir. Yine kanama bozukluklarına karşı sadece progesteron içeren ilaçlar da kullanılabilir. Kıllanmaya karşı ise sıklıkla kullanılan ilaçlar siproteron asetat ve spironolaktondur. Bazen bu iki ilacın birlikte kullanılmasından da iyi sonuçlar alınabilmektedir. Tedaviye en az 6 ay devam edilmesi gereklidir. Tedavi ancak yeni kıl oluşumunu engeller, eski kılların ortadan kalkmasını sağlamaz.Mevcut kılların yok edilmesi için elektroliz, lazer veya epilasyondan yararlanılabilir. Çocuk isteği olan kadınlarda ise kullanılacak ilaçlar hem düzenli adet görmeyi sağlar, hem de yumurtlama ve gebe kalmayı kolaylaştırır. Bu amaçla tercih edilen ilk grup ilaç klomifen sitrat olup, adetin 3-5. günlerinden itibaren kullanılır. Klomifen ile hastaların %75’inde yumurtlama, %50’sinde ise gebelik elde edilebilmektedir. Polikistik over hastalığı için kullanılan cerrahi tedavi yöntemi laparoskopidir. Laparoskopi ile her yumurtalığa 10 civarında delik açılarak minik kistler patlatılmaktadır. Bu tedavi ile hormonal kısırdöngünün kırılması ve yumurtlama sağlanabilmektedir. Ancak laparoskopi, ilaçla tedaviye yanıt vermeyen veya aşırı yanıt veren hastalarda kullanılması gereken, son tedavi seçeneği olmalıdır. Polkistik over hastalığı olanlarda tüp bebek yöntemi ile gebelik elde etme şansı yüksektir.
01:19 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBELİĞE HAZIRLIK HORMON BOZUKLUĞU
Bir kadın için anne olmak yaşam boyu deneyimlenen en büyük değişimdir. Yaşamda karşılaştığımız her büyük değişiklik gibi anne olmak da fikir ve inanışlarımızda, yakınlarımızla ilişkilerimizde ve kendimizde belirli etkiler yaratır. Bunun dışında, hormonal değişimler ve hamilelikle başlayan bedensel farklılaşma da bir kadının kimlik algısını çeşitli şekillerde etkiler. Anne olmakla beraber gelen tüm bu değişimler, çocuksuz bir kadının çocuklu bir kadın olmasıyla yaşadığı muhteşem dönüşümü anlatır. Farkındalıklarınız artar… Fikir ve inanışlarınızdaki değişim hamilelik, doğum süreci ve annelik yolculuğu boyunca devam eder. Bir kadın hamile kaldığında hamilelik süreci ve çocuk sahibi olmakla ilgili fikirlerini yeniden değerlendirmeye başlar. Ailesinden, arkadaşlarından ve profesyonellerden edindiği bilgileri birleştirir. Amaç, bebeğinin kendisi için anlamını keşfetmek ve hamilelik sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamaktır. Zaman ilerledikçe de çocuk yetiştirme, çocuk gelişimi ve iyi bir anne çocuk ilişkisi kurmanın yolları gibi konular odak noktanız olmaya başlar. Artık öğrendiklerinizi uygulamaya dökme ve çocuğunuzla yaşadığınız güzel deneyimlerden keyif alma zamanıdır. Dışarıdan edindiğiniz her yeni bilgi ve çocuğunuzla olan ilişkinizden öğrendiğiniz her yeni şey, önceden sahip olduğunuz fikir ve inanışlarınıza etki eder. Bazen eski fikirlerinizi tamamen yanlış olduğunu görür onları bırakırsınız, bazen de eski düşüncelerinizin doğru taraflarını fark eder üzerine şimdiki bilgilerinizi ekleyerek yeni yaklaşımlar oluşturursunuz. Annelik, özellikle hamilelik sürecinde, kişisel fikir ve inanışların gözden geçirilmesine neden olduğu için birçok kadının kendini daha iyi tanımasına yardımcı olan ve kişisel farkındalığı arttıran bir deneyimdir. Bağımsız bir birey olmanızı sağlar! Anne olmanın getirdiği kazanımlardan bir diğeri de kendi anne babanızdan bağımsız bir birey olduğunuzu daha önceden hiç yaşamadığınız bir şekilde yaşama fırsatı sunmasıdır. Anneliğe geçiş yapan bir kadının bir çocuğa annelik yapmaya yeterli olduğunu hissedebilmesi çok önemlidir. Bunu hissedebilmesi için de kendi anne babasından bağımsızlaşmayı başarması gerekir. Burada bağımsızlaşma derken kastedilen şey tamamen tek başına olmak ya da yalnız kalmak demek değildir. Bağımsızlaşma kişinin, başkalarıyla yakın ve duygusal bağ kurabiliyor ve bundan keyif alıyor olmasının yanında kendinden sorumlu olabilmesi, başkalarından bağımsız şekilde kendi kararını verebilmesi ve kendine güçlü şekilde inanması demektir. Çoğu insan ebeveyninden bağımsız bir birey oluşunu en çok kendisi anne baba olduğunda deneyimler. Ne kadar başarılı, kendi ayakları üzerinde durabilen, uzun zamandır evli ve bağımsız bir insan olursanız olun bir çocuk sahibi olmadan önce, anne babanızla ilişkinizde kendinizi yeterince ortaya koyma fırsatınız olmayabilir. Bir çocuğunuz olduğunda ise iş başında olan ve sorumluluğu taşıyan taraf artık sizsinizdir. Annelik rolünü almanız benlik gelişiminiz adına çok büyük bir adımdır. Daha net kararlar alırsınız! Anne olmak bir kadının içindeki güçlü ve duyarlı kadını ortaya çıkarır. Anne olmak pek çok kadın için çocuğuna en iyisini verebilme konusunda güçlü bir motivasyon oluşturur. İşte bu anneliğin kutlanması gereken en önemli boyutudur. Annelik motivasyonu tüm yaşamınıza yansıyan, hayata dört elle tutunmanızı teşvik eden daha önceden belki de hiç deneyimlemediğiniz oldukça güçlü bir duygudur. Bir çocuk yetiştirmenin, ona iyiyi ve doğruyu göstermenin, kendisi adına doğru seçimler yapabilmesi ve hayatta başarılı olabilmesi için ona destek olmanın yaşamınıza kattığı anlam, çocuksuz bir kadınken yaşanması pek de mümkün olmayan bir tatmindir. Anne olmak bir kadının hayata karşı duruşunu çoğu zaman daha sağlam yapar. Mesela, iş hayatında kalmak ya da çalışmamayı seçmek gibi yaşamı her yönüyle etkileyen önemli kararlarda anne olmuş bir kadın daha nettir. İçinde bulunulan şartlar dahilinde çocuğunun maddi ihtiyaçlarının öncelikli olduğunu düşünen pek çok anne kariyerine emin adımlarla devam eder. Farklı şartlardaki bir çocuk için ise annenin çocuğun yanında kalması maddi ihtiyaçlardan daha önemli olabilir. O zaman da çoğu anne, çekinmeden çocuğunun yanında olabileceği şekilde hayatını yeniden düzenler. Elbette ki her seçimde anne, çocuğun ihtiyaçlarıyla kendininkileri dengeleyebilmeli, kendi isteklerini asla ikinci planda bırakmamalıdır. İyi bir çocuk yetiştirmek de hayattaki her şey gibi dengelerin iyi kurulması ile mümkündür. Kendini tamamen çocuğuna adamış, kendi ihtiyaçlarını görmezden gelen bir kadının da mutlu olması ve çocuğuna en iyisini verebilmesi mümkün değildir. Çocuk sahibi olduktan sonra hayatındaki ihtiyaçlar dengesini iyi şekilde oturtmuş pek çok kadının hayata karşı daha güvenli, adımlarını daha sağlam atan, özgüveni ve kendisine verdiği değer daha yüksek kadınlar olduğu görülür. Bu durum, anneliğin kadınlara hem içgüdüsel olarak getirdiği hem de annelik yolcuğu boyunca deneyimlerle kazandırdığı yepyeni bir özelliktir. Duygularınız yoğunlaşır… Anne olmak, bir kadının hayata karşı sağlam ve kararlı durmasını teşvik ederken kendine özgü bir hassasiyet, yumuşak kalplilik ve içtenliği de beraberinde getirir. Anne olduktan sonra duygularını daha yoğun şekilde yaşamaya başlayan pek çok kadın görürüz. Annelik bir kadının manevi dünyasını zenginleştiren, duygularının daha iyi farkına varmasına ve daha kolay paylaşabilmesine yardımcı olan bir süreçtir. Anne olmakla birlikte bir kadın sadece kendi çocuğunun değil çevresindeki başka kimselerin de iç dünyalarını algılamaya daha hazır ve yeterli hale gelir. Anne olmuş pek çok kadının ilişkilerinde paylaşıma daha açık, daha olumlu ve daha anlayışlı olduğu gözlemlenir. İnsan ilişkilerinde kaliteyi arttıran bu özellikler, anne olmuş kadınların çoğu zaman daha tatmin edici ve daha keyifli bir yaşam sürmelerini sağlar. Anne olmuş kadınların sadece çevresindeki diğer bireylerle değil içinde bulunduğu toplumun geneliyle ilgili duyarlılığı da artar. Toplumsal kötüye gidişler ya da yanlış politikalar karşısında aslında en büyük değişim potansiyeline sahip grup annelerdir. Çocuğu için daha iyisini isteme şeklinde ifade bulan anneliğe özgü duyarlılık, zamanla anne olmuş kadının kimliğini oluşturan genel bir iyiye yönelme eğilimine dönüşür. İşte bu da anneleri, toplum içinde iyiye doğru değişimin başrol oyuncusu yapar. Çocuğunuzla yaşayacağınız her an “özeldir” Anne olmanın en büyük kazanımı elbette ki annenin çocuğuyla yaşadığı paylaşımdır. Anne ve çocuk arasında kurulan güçlü, pozitif ve güvenli bağ her iki taraf için yaşam boyu sürecek ilgi, sevgi, destek, şefkat ve eğlence dolu paylaşımın ilk adımıdır. Birçok kadın hamile olduğunu öğrenir öğrenmez bebeğiyle içsel bir bağ kurduğunu söylemektedir. Bazı kadınlar içinse bebekle olan bağı hissedebilmek için bebeğin dünyaya gelmesi gerekmektedir. Aslında bu bağın hangi aşamada oluştuğunun çok önemi yoktur. Anne ve çocuk arasındaki ilişki günden güne ilerleyen ve her aşamasında farklı güzelliklerin yaşandığı çok özel bir süreçtir. Özellikle ilk 3 yaşta, günlük bakım aktivelerini yaparken çoğu annenin çocuğunu yüzlerce kez öptüğü, onunla onlarca kez karşılıklı sözel iletişime girdiği, bebeğine pek çok kez şarkı ya da ninni söylediği bilinmektedir. İşte anne ve bebek arasındaki kurulan bu içten etkileşimler çocuk sahibi olmanın temelinde yatan gizli hazinedir. Anne ve çocuk gün içinde paylaşıma dayalı, sevgi dolu zamanlar yaşadıkça içsel olarak mutlu hissetmeye başlarlar. Kurulan bu olumlu, yakın sosyal ilişkiler iki tarafın birbirini tanımasına yardımcı olur. Birbirlerini neyin eğlendirdiğini, neyin sakinleştirdiğini, neyin mutlu ettiğini ve neyin üzdüğünü öğrenirler. Erken çocukluk döneminde ilişkide verici taraf olma sorumluluğu annede olsa da ilerleyen zamanda çocuk da annenin hem duygusal hem sosyal beklentilerini karşılamak için pek çok şey yapar. Anne ve çocuğun dönüşümlü olarak birbirinin istek ve ihtiyaçlarına cevap verme şeklinde devam eden sevgi oyunu yaşam boyu sürer. Öncelikleriniz değişir… Anne olan bir kadının hayatındaki pek çok öncelik değişmiştir. Mesela, çocuksuz bir kadınken arkadaşlarınızla dışarı çıkmak en keyif aldığınız şeylerden biri olabilir ama anne olduğunuzda rahat ve güvenli ev ortamında buluşmayı daha çok tercih etmeye başlarsınız. Çocuksuz bir kadınken bazı günler öğünleri geçiştirebilirsiniz ama bir çocuğunuz olduğunda evde her gün sağlıklı yemeklerin pişiyor olması bir zorunluluk haline gelir. Elbette ki çocukla birlikte değişen önceliklere uyum sağlamak ve annelik rolünü kabul etmek zaman zaman tüm anneleri zorlayabilir. Yine de çok az anne vardır ki çocuğunun gülümsemesi ya da neşeli bir bakışını başka bir şeyle değişmek istesin. Bir kadını baştan sona değiştiren annelik deneyimini yaşayan tüm kadınların anneler günü kutlu olsun… Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay İstanbul Parenting Class Zeytinoğlu Cad. Arzu 1 Apt. No:2 Diare:27 Etiler/İstanbul T&F: 212 351 90 01 sinem@istanbulparentingclass.com www.istanbulparentingclass.com
01:18 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : ANNELİĞİN BİR KADINA KATTIKLARI
Planlı hamilelik özellikle kariyer yapma çabasındaki çalışan çiftler için büyük önem taşıyor. Ama "Artık bebek sahibi olmanın zamanı geldi diyorsanız fazla vakit kaybetmeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir'in önerilerine kulak verin. Günümüz koşulları hemen hemen her alanda olduğu gibi bebek sahibi olma konusunda da plan yapmayı gerektiriyor. Ama kararı verince bebek de hemen gelmiyor. Aylarca çaba! sarfedildiği halde ve klinik olarak hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, bazen istenilen hamilelik bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü ya yumurtlama zamanı tutturulamıyor ya da farkında olmadan hamileliği engelleyen hatalar yapılıyor. Oysa maddi ve manevi açıdan hazır olunan bir dönemde bebek sahibi olmak istendiğinde insanların beklemeye pek de fazla tahammülü olmuyor. Peki, doğru olduğu düşünülen zamanda, vakit kaybetmeden hamileliğin gerçekleşmesi için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Uzmanlara göre hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde yüzde 25 civarında. Çiftin yaşı, regl döneminin zamanı ve ilişkilerin sıklığı ise başarıyı etkileyen en önemli faktörler. Hamileliği sağlayan ve destekleyen koşullara dikkat ederek arzu ettiğiniz bebeğe bir an önce kavuşabilmek için uzmanımızın önerilerini dikkatlice uygulayın. İdeal yaşta mısınız? Tıbbi araştırmalar, çocuk sahibi olabilecek çağdaki yetişkinlerin yüzde 10 - 15'inin kısırlık problemi ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Aktif bir cinsel yaşamı olan çiftlerin yüzde 57'si üçüncü ayda, yüzde 72'si altıncı ayda, yüzde 85'i de birinci yılın sonunda hamile kalıyor. Hamilelik için gereken süre, çiftlerin yaşları yükseldikçe artıyor. Yaşla beraber kadının üretkenliğinin azaldığını belirten uzmanlar yaşın çocuk sahibi olunmasında bu kadar önemli olmasını başlıca iki nedene bağlıyorlar. Birincisi yaşlanma sonucunda yumurtaların kaliteleri bozuluyor. İkincisi, ilerleyen yaşla birlikte erken gebelik kaybı olasılığı artıyor. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 - 500 kez yumurtluyor, yaş ilerledikçe kaliteli yumurta sayısı da azalıyor. Hamilelik öncesi hazırlık çok önemli Prekonsepsiyon dönemi olarak adlandırılan döllenme öncesi hazırlık döneminin son derece önemli olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir, bu dönemin en sağlıklı şekilde geçirilebilmesi için anne adayının gebeliğin 2-3 ay öncesinden başlayarak bu 9 aylık döneme hazırlanması gerektiğini vurguluyor: "Döllenme ve döllenen yumurtanın rahmin iç tabakasına tutunması ile başlayan gebelik sürecinde bebeğin organlarını oluşturan hücreler büyük bir hızla bölünerek çoğalır ve oluşturacakları organ sistemlerine göre farklılaşır. Dolayısıyla gebeliğin organların oluştuğu bu ilk dönemi çok önemli." Yumurtlama döneminizi tespit edin Kadınların en fazla doğurgan oldukları döneme ait şöyle küçük formüller söz konusu: Adetin başladığı gün "1. Gün" olarak kabul ediliyor ve 28 günde bir adet gören kadında yumurtlama 13.- 15. gün arasında gerçekleşiyor, işte bu dönem en fazla doğurgan olunan zaman. Ancak kadınların tümü bu dönemde yumurtlamıyor. Bazıları biraz daha önce veya sonra yumurtlayabiliyor. Bazıları da hiç yumurtlamıyor. Unutulmaması gereken nokta şu! Yumurtlama problemleri olmasına rağmen kadınlar adet görebiliyor ve yumurtlama gücü aydan aya değişebiliyor. Yumurtlamanın olup olmadığı ultrason ya da kan testleriyle belirlenebiliyor. Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabiliyor, işte kadının en doğurgan olduğu bu zamanda, spermin de orada olması gerekiyor, bir de yeterli sperm bulunabilmesi için her gün yerine gün aşırı cinsel ilişkiye girilmesi. Çünkü fazla sayıda cinsel ilişkide bulunmak erkeğin menisindeki sperm sayısını azaltıyor. Yumurtlamanın gerçekleştiği nasıl anlaşılır? Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir. Test yaptırabilirsiniz Jinekologların yumurtlama zamanını izlemek için kullandıkları en önemli yöntem LH düzeyinin tespiti. LH düzeyindeki ani yükseliş, yumurtlamanın 1-1.5 gün içinde başlayacağını, dolayısıyla kadının adet dönemi içindeki en verimli 2-3 gününün başladığını işaret eder. İşte bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için cinsel ilişkiye girilmesi en öncelikli günler, bu günlerdir. İdrardaki LH düzeyindeki ani yükselişi artık eczanelerde satılan testler sayesinde evinizde de zamanında ve kolayca tespit edebilirsiniz. Siz yine de tedbirli olun! İlişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermleri öldürerek hamileliği önleyebilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. Her şeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25'tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma ortamında böcek öldürücü, kurşun, etilen oksit gibi kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çamaşır suyu vs. gibi temizlik maddeleri kullanırken eldiven kullanmaya ve bu maddeleri solumamaya özen gösterilmelidir. Günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla video, display terminallerinden (bilgisayar ve televizyon ekranı) yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı, olabileceği düşünülmektedir. Bu tip enerjiye maruz kalan kadınlarda düşük oranının arttığı gösterilmiştir. Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir. Doğum kontrol hapı kullandıysanız... Doğum kontrol hapları en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri. Ancak doğum kontrol hapını uzun süre kullanan ve bırakan kadınlarda bir süre daha yumurtlama problemi görülebiliyor. Bu sebeple hamile kalmak için geçen süre diğer doğum kontrol yöntemlerine göre uzun olabiliyor. Bu uzamaya karşın, doğum kontrol hapı kullanımıyla kısırlığın arttığı konusunda herhangi bir kanıt yok. Doğum kontrol hapıyla korunan kadınlar hapları kullanmaya devam ederken de (örneğin kullanmaya yeni başladıklarında) veya kestikten hemen sonra hamile kalabilirler, bu durumda bebeğin sağlığı olumsuz etkilenmez. Şansınızı artırın! Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, dolayısıyla da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur. Boyunuza ve vücut yapınıza uygun kiloda olmak, sağlıklı bir hamilelik için ayrıca önemli. Hamile kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Ancak hızlı kilo verebileceğiniz diyetler hamile kalma şansını düşürüp, hamilelik öncesi besin depolarınızı azaltır. Sağlıklı hamilelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Hamilelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren, günde 400 mg. folik asit takviyesi sinir sistemiyle ilgili bozuklukların oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur, Günde 300 mg.'dan (3 bardak filtre kahve) fazla kafein alınması üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kafein kahvenin dışında çay, kakao, kolalı içecekler gibi birçok gıdada bulunur. Bazı çalışmalar fazla kafein alımının düşüklere yol açtığını göstermiştir. Hamilelik ve öncesi dönemde kafein alımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir. Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde hiç alkol alınmaması en doğru yaklaşımdır. Alkol erkeklerde sperm sayısını ve kalitesini azaltır. Hamilelik ve öncesi dönemde sigara içilmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerekir. Sigara yumurta ve sperm kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutunmasını zorlaştırarak hamileliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebeliğin daha sık görüldüğünü gösteren çalışmalar vardır. Bu dönemde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız ve bantlarının kullanımı önerilmez. Suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımından da hamilelikte ve öncesindeki hazırlık döneminde kaçınılması gerekir. Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir. Egzersiz fazla ağır olmamak şartıyla önerilir. Ağır egzersiz kadın ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kaynak: Eltern Bebek Dergisi, Sayı: 2001/02
01:18 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : PLANLI BEBEK NASIL YAPILIR?
Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Direktörü Prof. Dr. Aydın Arıcı ve Fertijin Kadın Sağlığı Merkezi'nin Direktörü Op. Dr. Seval Taşdemir, doğurganlık için kadın ve erkek nasıl seks yapmalı konusunu tartıştı. Prof. Dr. Aydın Arıcı: "Her gün ilişkiye girmeyin, baba olma şansınız düşer" Çocuk isteyen çiftler ne sıklıkta ilişkiye girmeli? Çiftlerin hamilelik mucizesini gerçekleştirme şansı her ay yüzde 30'dur. Tabii ki düzenli ilişki kurmak kaydıyla... Düzenli demek, her fırsatta ilişki demek değil. Bir gün arayla ya da iki-üç günde bir, bu işin kararıdır. Yani her ilişkiden sonra bir gün tatil! Her gün ilişkiye girerlerse ne olur? Çok sık ilişkiye girildiği taktirde meninin hacmi ve sperm sayısı azalır. Sekse çok ara vermek spermleri güçlendirir mi? Çok ara vermek de sorun yaratır. İki hafta hiç ilişkiye girmedikten sonra gerçekleşen ilişkide, çıkan sperm sayıları yüksek olsa bile hareketlilik düşer. Ayın hangi dönemleri çiftler için şans artıyor? 28 günde bir adet gören kadında 14. gün yumurtlama günüdür. Dolayısıyla 10. günden itibaren gün aşırı ilişki olması, hamilelik şansını en çok artıran tempodur. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere önerilen pozisyonlar oluyor mu? Bir kere kadının rahminin pozisyonu önemlidir. Kadının üstte olduğu pozisyonda hamile kalmak daha zordur. Hamilelik isteniyorsa kadının kalça altına yastık koyması bile önerilebilir. Doğurganlığı artıran yiyecekler var mı? Organik gıdaları tavsiye ediyorum. Yenilecek gıdalar iyi yıkanmalı, sigaradan uzak kalınmalı. Çünkü günde bir paket sigara içenlerin menopozu üç yıl erkene çekiliyor, iki paket içenlerin ise beş yıl. Kadın ve erkeğin ilişki öncesi yapmaması gereken birtakım şeyler var mı? Çok sıcak banyo sperm üretimini azaltır. Çünkü testis ısıya hassastır. Özellikle sperm sayısı sınırda olan kişilerde zararlıdır. Dr. Seval Taşdemir: "Köylerde her gün ilişkiye girenlerin sağlıklı çocukları var" Çocuk isteyen çiftler ne sıklıkta ilişkiye girmeli? Hamilelik için çiftlere haftada iki üç kere ilişkide bulunmalarını öneririz. Ama asla bir sınırlandırma da getiremeyiz, ilişki spontan olmalıdır. Sonuçta ilişki sıklığı anne baba olma şansını büyük ölçüde etkilemez. Her gün ilişkiye girerlerse ne olur? Hiçbir şey olmaz. Köylerde her gün ilişkiye giriyorlar, sağlıklı çocukları oluyor. Günlük ilişkiler her zaman sperm sayısını düşürmez. Sekse çok ara vermek spermleri güçlendirir mi? Günü geliyor çok ender, hatta yılda bir kez ilişkiyle bile insanlar çocuk sahibi olabiliyorlar. Ayın hangi dönemleri çiftler için şans artıyor? Sperm, kadının genital organlarında bir süre yaşar. 14. gün en riskli gün olarak söylense de bazen 20. günlere kadar gebelik riski sürer. Bu nedenle takvim metodu hiçbir zaman doğum kontrol yöntemi olarak işe yaramaz. Bu metodu kullananlar kazaya kurban giderler. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere önerilen pozisyonlar oluyor mu? Pozisyonlar da çok önemli değildir. Yalnızca ilişkiden sonra bizim toplumumuzda vajinal duş çok yaygın, bunu önermiyoruz. Enfeksiyona davetiye çıkarıyor. Doğurganlığı artıran yiyecekler var mı? Tek yönlü beslenmenin yumurtlama üzerinde kötü etkisi var. Vejetaryenlerde kısırlık oranı yüksektir. Hayvansal proteinlerden de alınması şart. Kadın ve erkeğin ilişki öncesi yapmaması gereken birtakım şeyler var mı? Alkolün spermler üzerinde toksit etkisi vardır. Vajinal duşu, özellikle hamilelik beklenen ilişkilerde önermiyoruz. Esra Tüzün Kaynak : Sabah
01:17 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : BEBEK YAPMAK İÇİN ÇOK SEKS YAPMAK ŞART MI?
OVULASYON (YUMURTLAMA) GÜNÜ NASIL ANLAŞILIR? : Ovulasyon günü her kadına göre değişir. Bunu anlamak için bazal temperatür denen bir ölçüden yararlanılır. Yumurtlama (Ovulasyon) bir sonraki adet kanamasının başlangıcından 14 gün önce gerçekleşir. Adet siklusları 28 gün süren kadınlarda ovulasyon 14. gün de gerçekleşir.Adet siklusu 35 gün süren bir kadında ovulasyon ( 35 – 14 : 21 ) 21. günde gerçekleşirken , 25 gün süren bir kadında (25 – 14 : 11) 11. günde gerçekleşir. Beden derecesi ile her sabah alınan beden ısısı devamlı olarak bir takvime kaydedilir. Beden ısısının hafif yükselme yaptığı gün (çoğunlukla adetin 15. ve 16. günlerine rastlar) kadının yumurtladığı gündür. OVULASYONUN GERÇEKLEŞTİĞİ NASIL ANLAŞILIR ? 1 – Göğüslerde hassasiyet 2 - Karın bölgesi ve kasıklarda ağrı , rahatsızlık hissi 3 - Vaginal akıntıların artması 4 - Vücut sıvısının artması Eczanelerde satılan ovulasyon belirleme testleri ile de ovulasyonun gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.
konu ile ilgili terimler ovulasyon
01:16 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : OVULASYON (YUMURTLAMA) GÜNÜ NASIL ANLAŞILIR? :
Bir aile olmaya karar verdiğiniz anda yapacağınız bir sağlıklı beslenme programı, gelecekte hiç şüphesiz çocuğunuza faydalı olacaktır. Sağlıklı beslenmek çocuğunuz doğmadan önce onun için yapacağınız en önemli şeydir ve inanın onun için güzel bir oda hazırlamaktan çok daha faydalıdır.İdeal olarak hamile kalmadan en az 3ay-1yıl önce beslenme durumunuz en iyi durumda olmalı. Ne çok zayıf ne de çok kilolu olmalısınız. Unutmayın hamilelik diyet için uygun bir zaman değildir. Hamilelik öncesi besin deponuzun en iyi durumda olması için günlük tüketmeniz gerekenler: • 2-3 kez kalsiyumdan zengin besin(yağsız süt,peynir, yoğurt) • 7 öğün sebze ve meyve. Araştırmalar göstermiştir ki folik asit bebekte meydana gelebilecek nöral tüp hasarlarını(omuriliğin kılıfının tam oluşmaması) önlemektedir. Folik asit ise ıspanak, brokoli, ve koyu yeşil sebzelerde bulunmaktadır. Ayrıca C vitamini yönünden zengin olan turunçgiller, kiwi ve yeşil sebzelerden faydalanmanız gerekir. • En az 2 öğün yüksek proteinli gıdalar almalısınız(balık, beyaz et, yumurta gibi..) • Bol su için ve sıvı alın Sağlıklı bir diyet ile beraber vitamin ve mineral desteği de almanızda fayda var. RDI’nın (uluslar arası tavsiye edilen doz) %100-150’si kadar vitamin ve mineral almalısınız. Ayrıca aldığınız bu takviyenin 400 mikrogram folik asit ve 18 mg demir içerdiğinden emin olun. Çalışmalar göstermiştir ki bu ek vitamin ve mineraller doğum kusurlarını ve bebek anomalisi oluşma sıklığını en aza indirmiştir. Eğer kalori alımınızı çok arttırmazsanız hamilelik için gereken demir miktarını depolamanız zor olacaktır. Bu nedenle demir takviyesi alımı önemlidir. Unutmayın ki demir eksikliği vajinal kanama, düşük doğum ağırlıklı bebek, hamilelik ve doğum sonrası aşırı yorgunluk sebebidir.Yalnız dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta vardır. Bazı vitaminlerin yüksek dozda alındığında zararlı olabilir. Özellikle yağda eriyen vitaminler vitamin A ve D fazla alındığında bebekte doğum kusurlarına yol açabilir. Bu nedenle RDI’nın %100-150’sini geçmemelisiniz. Kaynak: www.bebek.com
01:15 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : HAMİLELİK ÖNCESİ BESLENME
Çocuk sahibi olma kararı kimi zaman çiftleri karşı karşıya getiriyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, çiftlerin çocuk sahibi olma kararını birlikte alması ve bir bebeğe hazır olması konusunda fikir birliğinde olması gerektiğini belirterek merak edilenleri sizlerle paylaşıyor. Çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında, evlilikte uyum noktasında önemli bir faktör. Evlilikle hayat çok değişmiyor ama çocuk sahibi olunca evlilikte bir değişim olması kaçınılmaz. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt değişimi güzel bir örnekle açıklıyor: “Bir çift pistte tango yaparken, sırtlarında kabarık birer sırt çantası olduğunu düşünün. Uyumlu dans etmek zorlaşacaktır. Bazı figürleri yapamayacaklar, yeni bir takım hareketler geliştirmeleri gerecek, çok akrobatik olan hareketler yerine daha dengeli hareketleri tercih edecekler, kısacası bu yeni duruma göre danslarında uyumu sağlayacak bazı değişiklikler yapmaları gerecektir. Bu değişikliklerden sonra dansları eski dansları gibi olmayacaktır, ama yeni bir tarzda yine uyumlu olacaktır. Çocuk yapma kararı verildikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu açıdan çiftlerin birbirini tanıyor olmasından çok, birbirlerinde meydana gelecek değişikleri algılamaya ne kadar niyetli ve becerikli oldukları, uyum için daha önemli olacaktır.” Ortak karar alınmalı Çocuk sahibi olma kararının alınmasında dikkat edilmesi gereken altın standartlar diye bir şey yok. Şu şu şartlar karşılandığında çocuk yapmak için en doğru zamandır diye bir şey söylemek de mümkün değil. Yine de sağlıklı bir karar için ne gerekiyorsa, çocuk yapma kararı için de aynı şeyler söylenebilir. Psikolog Aslıhan Kurt konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunlardan ilki, çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişikler meydana getirecektir. Çiftin, hayatlarının iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkiler, iş bölüşümü vs. alanlarında meydana gelecek bu değişikliklerin farkında olmaları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları, kararlarının doğruluğunu etkileyecektir. İkincisi, bu kararın iki kişinin ortak kararı olmasıdır. Çiftlerin çocuk yapmak ile ilgili kişisel nedenleri aynı olmayacaktır. Ancak karar iki kişinin kararı olmalıdır. İkincisi, kişiler birbirlerinin çocuk yapma kararıyla ilgili nedenlerini bilmeli, birbirlerine bildirmelidirler. Üçüncüsü, çocuk yapmak istemenin gerçek nedeni, sadece bir çocuğa sahip olmak istemek olmalıdır. Bazı durumlarda çocuk yapma kararının altında, çocuğun yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği, ilişkiye bir değişiklik getireceği, ilişkiye heyecan katacağı gibi gerçekçi olmayan beklentilerin bulunduğu görülür. Bu durumda, çiftin bu gerçek nedenlerin farkında olması, bunları iyice değerlendirmesi ve mümkünse bu konularla ilgili çözüm yolları aramaları daha faydalı olacaktır. Bu sorunları çözümledikten sonra çocuk yapma kararlarını tekrar değerlendirebilir. En azından ikincil nedenleri bilerek, ve bunlara rağmen çocuk yapma kararı aldıklarının farkında olmalarında yarar vardır. Dördüncüsü, eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddüdü veya şüpheleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer bir çözüme ulaşılamıyorsa, çiftin birlikte bu kararlarını bir profesyonel (psikolog, aile danışmanı, psikiyatrist vs.) ile değerlendirmesinde fayda vardır. Bütün bunlara rağmen, şunu unutmamak gerekir ki bu kararın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, bu kararı vermede kişilerin dayandıkları kişisel nedenlerin iki kişi tarafından da farkında olunması önemlidir. Çünkü ileride çiftin yaşantısında meydana gelecek kaçınılmaz değişiklikle ne kadar etkili bir şekilde başa çıkacakları, bu farkındalıklarının derecesine bağlıdır.” Kaynak: www.bebek.com
01:14 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA HAZIR MISINIZ?
İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir. Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir. Uygun zaman Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir. İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken "bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir" şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassastır. Uygun Şekil Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir. İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükürük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH'ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez. İlişki sonrası Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir. Vajina dışarıdan kullanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır. (Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez. İlişki öncesi yapılan duş vajen pH'ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır. Özet Gebe kalmayı planladığız da 3 ay öncesinden korunmayı bırakın Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin en az 48 saat boşalmaması gerektiğini unutmayın Sabah erken saatte ilişkide bulunun Kayganlaştırıcı kullanmayın Hiçbir zaman ve asla vajinal duş yapmayın Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun Su altında ilişkide bulunmayın İlişki sonrası erkek 1-2 dakika geri çekilmemeli, kadın ise 20-30 dakika yatar pozisyonda kalmalıdır.
01:13 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : BEBEK İSTEYENLER İÇİN CİNSELLİK
Planlı hamilelik özellikle kariyer yapma çabasındaki çalışan çiftler için büyük önem taşıyor. Günümüz koşulları hemen hemen her alanda olduğu gibi bebek sahibi olma konusunda da plan yapmayı gerektiriyor. Ama kararı verince bebek de hemen gelmiyor. Aylarca çaba! sarf edildiği halde ve klinik olarak hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, bazen istenilen hamilelik bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü ya yumurtlama zamanı tutturulamıyor ya da farkında olmadan hamileliği engelleyen hatalar yapılıyor. Oysa maddi ve manevi açıdan hazır olunan bir dönemde bebek sahibi olmak istendiğinde insanların beklemeye pek de fazla tahammülü olmuyor. Peki, doğru olduğu düşünülen zamanda, vakit kaybetmeden hamileliğin gerçekleşmesi için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Uzmanlara göre hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde yüzde 25 civarında. Çiftin yaşı, regl döneminin zamanı ve ilişkilerin sıklığı ise başarıyı etkileyen en önemli faktörler. Hamileliği sağlayan ve destekleyen koşullara dikkat ederek arzu ettiğiniz bebeğe bir an önce kavuşabilmek için uzmanımızın önerilerini dikkatlice uygulayın. İdeal yaşta mısınız? Tıbbi araştırmalar, çocuk sahibi olabilecek çağdaki yetişkinlerin yüzde 10 - 15'inin kısırlık problemi ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Aktif bir cinsel yaşamı olan çiftlerin yüzde 57'si üçüncü ayda, yüzde 72'si altıncı ayda, yüzde 85'i de birinci yılın sonunda hamile kalıyor. Hamilelik için gereken süre, çiftlerin yaşları yükseldikçe artıyor. Yaşla beraber kadının üretkenliğinin azaldığını belirten uzmanlar yaşın çocuk sahibi olunmasında bu kadar önemli olmasını başlıca iki nedene bağlıyorlar. Birincisi yaşlanma sonucunda yumurtaların kaliteleri bozuluyor. İkincisi, ilerleyen yaşla birlikte erken gebelik kaybı olasılığı artıyor. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 - 500 kez yumurtluyor, yaş ilerledikçe kaliteli yumurta sayısı da azalıyor. Yumurtlama döneminizi tespit edin Kadınların en fazla doğurgan oldukları döneme ait şöyle küçük formüller söz konusu: Adetin başladığı gün "1. Gün" olarak kabul ediliyor ve 28 günde bir adet gören kadında yumurtlama 13.- 15. gün arasında gerçekleşiyor, işte bu dönem en fazla doğurgan olunan zaman. Ancak kadınların tümü bu dönemde yumurtlamıyor. Bazıları biraz daha önce veya sonra yumurtlayabiliyor. Bazıları da hiç yumurtlamıyor. Unutulmaması gereken nokta şu! Yumurtlama problemleri olmasına rağmen kadınlar adet görebiliyor ve yumurtlama gücü aydan aya değişebiliyor. Yumurtlamanın olup olmadığı ultrason ya da kan testleriyle belirlenebiliyor. Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabiliyor, işte kadının en doğurgan olduğu bu zamanda, spermin de orada olması gerekiyor, bir de yeterli sperm bulunabilmesi için her gün yerine gün aşırı cinsel ilişkiye girilmesi. Çünkü fazla sayıda cinsel ilişkide bulunmak erkeğin menisindeki sperm sayısını azaltıyor. Yumurtlamanın gerçekleştiği nasıl anlaşılır? Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir. Test yaptırabilirsiniz Jinekologların yumurtlama zamanını izlemek için kullandıkları en önemli yöntem LH düzeyinin tespiti. LH düzeyindeki ani yükseliş, yumurtlamanın 1-1.5 gün içinde başlayacağını, dolayısıyla kadının adet dönemi içindeki en verimli 2-3 gününün başladığını işaret eder. İşte bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için cinsel ilişkiye girilmesi en öncelikli günler, bu günlerdir. İdrardaki LH düzeyindeki ani yükselişi artık eczanelerde satılan testler sayesinde evinizde de zamanında ve kolayca tespit edebilirsiniz. Siz yine de tedbirli olun! İlişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermleri öldürerek hamileliği önleyebilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. Her şeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25'tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma ortamında böcek öldürücü, kurşun, etilen oksit gibi kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çamaşır suyu vs. gibi temizlik maddeleri kullanırken eldiven kullanmaya ve bu maddeleri solumamaya özen gösterilmelidir. Günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla video, display terminallerinden (bilgisayar ve televizyon ekranı) yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı, olabileceği düşünülmektedir. Bu tip enerjiye maruz kalan kadınlarda düşük oranının arttığı gösterilmiştir. Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir. Doğum kontrol hapı kullandıysanız... Doğum kontrol hapları en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri. Ancak doğum kontrol hapını uzun süre kullanan ve bırakan kadınlarda bir süre daha yumurtlama problemi görülebiliyor. Bu sebeple hamile kalmak için geçen süre diğer doğum kontrol yöntemlerine göre uzun olabiliyor. Bu uzamaya karşın, doğum kontrol hapı kullanımıyla kısırlığın arttığı konusunda herhangi bir kanıt yok. Doğum kontrol hapıyla korunan kadınlar hapları kullanmaya devam ederken de (örneğin kullanmaya yeni başladıklarında) veya kestikten hemen sonra hamile kalabilirler, bu durumda bebeğin sağlığı olumsuz etkilenmez. Şansınızı artırın! Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, dolayısıyla da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur. Boyunuza ve vücut yapınıza uygun kiloda olmak, sağlıklı bir hamilelik için ayrıca önemli. Hamile kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Ancak hızlı kilo verebileceğiniz diyetler hamile kalma şansını düşürüp, hamilelik öncesi besin depolarınızı azaltır. Sağlıklı hamilelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Hamilelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren, günde 400 mg. folik asit takviyesi sinir sistemiyle ilgili bozuklukların oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur, Günde 300 mg.'dan (3 bardak filtre kahve) fazla kafein alınması üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kafein kahvenin dışında çay, kakao, kolalı içecekler gibi birçok gıdada bulunur. Bazı çalışmalar fazla kafein alımının düşüklere yol açtığını göstermiştir. Hamilelik ve öncesi dönemde kafein alımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir. Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde hiç alkol alınmaması en doğru yaklaşımdır. Alkol erkeklerde sperm sayısını ve kalitesini azaltır. Hamilelik ve öncesi dönemde sigara içilmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerekir. Sigara yumurta ve sperm kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutunmasını zorlaştırarak hamileliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebeliğin daha sık görüldüğünü gösteren çalışmalar vardır. Bu dönemde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız ve bantlarının kullanımı önerilmez. Suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımından da hamilelikte ve öncesindeki hazırlık döneminde kaçınılması gerekir. Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir. Egzersiz fazla ağır olmamak şartıyla önerilir. Ağır egzersiz kadın ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkiler.
01:13 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : HANGİ GÜNLER HAMİLE KALINIR ?
Çiftler genelde hamile kalmamak için büyük çaba sarf ederler ve çeşitli yöntemlere başvururlar. Ancak bir bebek sahibi olmaya karar verdikleri an şaşırtıcı gerçekle karşılaşırlar. Bu şudur; aslında bir aylık adet periyodunda hamile kalabileceğiniz zaman 4 gün kadar kısa bir zaman dilimidir. Bu kısa zaman dilimi döllenmeye hazır olgun bir yumurtanın yumurtalığınızdan atılarak tüplerden rahme geçişine kadar olan zaman dilimini kapsar. Eğer bu 4günlük kısa dönemde yumurta döllenmezse adet kanamanız başlar. Bu sebepten dolayı hamilelik şansınızı arttırmak için tam bu kısa yumurtlama döneminde ilişkiye girmeniz gerekir. Peki siz bu döneminizi nasıl belirleyebilirsiniz? Bunun için değişik metotlar vardır. İlk olarak adet günlerinizin tarihini kaydederek kendi adet takviminizi oluşturabilirsiniz. Özellikle düzenli adet gören hanımlarda bu çok işe yaramaktadır. Normalde kadınların adet dönemleri 24-36 gün arasında değişmektedir. Bir sonraki adet döneminin tahmini başlangıcından 14 gün evveline gidildiğinde iki gün öncesini ve iki gün sonrasını alarak bu dört günlük zaman dilimini bulursunuz. Bu dört gün içinde bulunduğunuz adet döneminin ortalarına denk gelir. Doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve haftada 2-3 kez düzenli ilişkiye giren çiftlerin ilk yıl içinde hamilelik başarı oranları %80’dir.%10-15’i ise ikinci yılda başarıya ulaşırlar. Ancak ilk bir yıl içinde hamile kalamayanların kısırlık açısından tetkik edilmesi doğru olur. www.bebek.com
01:12 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : NE KADAR ZAMANDA HAMİLE KALINIR ?
Henüz çocuk istemiyor ama anne ya da baba olup olmayacağınızı da illaki merak ediyorsanız yaptırabileceğiniz testler var. Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin 2’nci veya 3’üncü gününde PSH hormonuna baktırmak en temel doğurganlık testleri olarak kabul ediliyor Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bir yıl korunmasız ilişki sonrasında çocuk sahibi olamama durumu ‘infertilite’ olarak kabul ediliyor ve hekime başvurmak gerekiyor. Ancak günümüzde insanlar doğurganlıklarının düzeylerinin ne olduğunu, kalıcı partnerleri olmadan, çocuk istemeden dahi merak edip, öğrenmek istiyor. Olaya tıbbi olarak yaklaşıldığında, eğer hiçbir infertilite belirtisi yoksa herhangi bir test yaptırmak önerilmiyor ama kişi illaki merak ediyor ve öğrenmek istiyorsa da, erkekte ve kadında uygulanabilecek testler mevcut. Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin ikinci veya üçüncü gününde PSH hormonuna baktırmak en temel doğurganlık testleri olarak gösteriliyor. KISIRLIK TEŞHİSİ KONSA BİLE... İnsanların doğurganlık kapasiteleri birçok nedene bağlı olarak değişebiliyor. Bir kadın üst üste hamile kalabiliyorken, bir diğeri hiç hamile kalamayabiliyor. Aynı şey erkekler için de geçerli ve spermin yapısı, hareketliliği, sayısı gibi birçok neden, doğurganlık seviyesini etkiliyor. Ancak üzerinde durulması gereken konu, çocuk sahibi olmak için tek başına bir kadının doğurganlık kapasitesinin yeterli olmadığı ve erkekle kadının birlikte değerlendirilmesi gerektiği... Aslında infertilite ya da çocuk sahibi olamama bir kesinlik durumu olarak ifade edilmiyor. Araştırmalar, infertilite teşhisi konmuş kişilerin üçte birine yakın kısmının zaman içinde çocuk sahibi olduğunu gösteriyor. Sperm testi 2-3 günlük cinsel perhizden sonra yapılıyor Çocuk sahibi olması için bir çiftin 3 faktöre ihtiyacı var. Bunlardan biri sperm, diğeri yumurta, üçüncüsü de spermle yumurtanın birleşmesini sağlayacak normal bir anatomik ortam. Bu da tüplerin açık veya kapalı olmasına bağlı. Son olarak da embriyonun yapışıp gelişeceği normal bir rahmin olması gerekiyor. Doğurganlık testleri de bunlara bağlı olarak yapılıyor. Erkekler için testlerin son derece basit olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydın Arıcı, sperm analizi sonucunda son derece geniş bir bilgiye ulaşmanın mümkün olduğunu belirterek, şu bilgileri veriyor: “Bu testin 2-3 günlük bir cinsel perhizden sonra, yani en son ejakülasyonun (boşalmanın) üzerinden 2-3 gün geçtikten sonra yaptırılmasını öneriyoruz. Spermlerin hareketliliğine bakıyoruz ve en az yüzde 60’ının hareketli olmasını istiyoruz. En önemli faktörlerden biri de spermlerin şekli. Test için herhangi bir erkeğin spermine bakıldığında sperm hücresinde doğal olarak yüzde 40’a yakın şekil anormallikleri vardır. Çift başlıdır, çift kuyrukludur, iri başlıdır, küçük başlıdır, eksik kuyrukludur gibi... İşte bunların sayısı artarsa infertiliteye sebebiyet verirler. Sperm hacminin çok az ya da çok fazla olması da doğurganlığın zor olmasına neden olur.” KADINLARINKİ ZOR! Asıl üretkenliğin merkezi kadınlar olduğu için, onlara uygulanacak testler de biraz daha detaylı... Kadınlarda öncelikle yumurtlama fonksiyonları araştırılıyor. Normal olarak her kadının 28 günlük adet döneminde 14’üncü gün yumurtlamanın gerçekleşmesi gerekiyor. Bu noktada hormonal değişiklikleri saptamak için gerekli testler yapılıyor. Testlerden ilki, adetin 3’üncü günü yapılan kan testi. Bu dönemde östrojen en düşük düzeye indiği için yumurtalıktaki yumurta rezervi kolaylıkla tespit edilebiliyor. Adetin 3’üncü günü hem östrojene bakılıyor hem de yumurtalığın fonksiyonunu kontrol eden PSH hormon testi yapılıyor. Ayrıca, yumurtlamayı da etkileyen, ama aslında göğüslerden süt üretimini kontrol eden prolaktin hormonu da test ediliyor. Ayrıca hem genel sağlık açısından, hem de gebelik ve yumurtalık açısından son derece önemli bir hormon olan troid hormonuna, TSH’ya bakılıyor. Prof. Arıcı, bunlara ek olarak 14’üncü gündeki yumurtlamadan bir hafta sonra yani 21’inci günde yumurtlama olup olmadığını anlamak için, progesteron hormonuna da bakılmasında yarar olduğunu hatırlatıyor. Bu testler net bir şekilde yumurtlama fonksiyonunun normal olup olmadığını, yumurtalık rezervlerinin ne kadar kaldığını ve bu konuda yapılması gerekenleri açıklıyor. Eğer bu noktalarda sorun tespit edildiyse de ilave olarak yapılması gereken bazı testler bulunuyor. ekolay.net
01:12 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : NE KADAR DOĞURGANSINIZ?
Günümüzde ileri yaş dediğimiz 35 yaş üstünde gebelik sayıları artmıştır. İdeal gebelik yaşları 20-35 yaşları arasındadır. Kadınların çalışma ve sosyal hayat içinde daha fazla yer almaları, eğitim süreçlerini daha uzun tutmaları ve infertilite (kısırlık) tedavi yöntemlerinin ilerlemiş olması nedeniyle gebelik yaşı daha ileri yaşlara kalabilmektedir. Özellikle ilk gebeliğini 30'lu yaşlardan sonra geçiren pek çok kadın mevcuttur. Son 10-20 yılda bu durumun sıklığı artmıştır. Kadının yaşı ilerledikçe gebelik olasılığı da azalır. Çünkü yumurtalık fonksiyonları yavaşlar, yumurta sayı ve kaliteleri azalır. Dolayısıyla gebe kalma potansiyallerinde azalma olur. 35 yaştan sonra her adet döngüsünde yumurtlama olmayabilir. Yaş artışıyla beraber bazı problemlerin de görülme olasılığı artar. Öncelikle kromozomal hastalıklar ve özellikle Down Sendromu görülme riskinde yaşa bağlı istatiksel bir artış mevcuttur. Bu hastalıkta zeka geriliği ile birlikte bazı kalp ve organ anomalileri mevcuttur. Ancak gebelik sırasında yapılan bazı tarama testleri (ikili-üçlü test) ile risk hesaplanır ve riskli gebelerde prenatal testler ile (amniosentez-koryon villus biyopsisi ) kromozom analizi yapılarak fetusta bu hastalığın olup olmadığı tespit edilebilir. Yaş ilerledikçe insanlarda hipertansiyon veya şeker hastalığı gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artmaktadır.
01:11 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : İLERİ ANNE YAŞI
GEBE KALMAK İÇİN İDEAL YAŞ KAÇTIR ? En uygun yaşlar 20 ile 30 arasıdır. Doğum aralıklarının en az 2 yıl olmasını sağlayarak hem kendinizi hem de bebeğin sağlığını daha iyi koruyabilirsiniz. 35 yaş üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir, ancak sağlıklı ve kendine dikkat eden annelerde bu risk azalır. 18 yaşından küçük kadınlarda ise ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski yüksektir.
Fertilite (doğurganlık) her kadın için farklıdır. Eğer anneniz erken bir yaşta menopoza girip doğurganlığını kaybettiyse,bunun sizin içinde böyle olması muhtemeldir.Hatta ailede ki diğer kadınlarda da benzer durumlar söz konusudur.Tıpta bilinen bir gerçek erken menopozun kalıtsal olduğu ve kız ile annenin bu konuda aynı kaderi paylaştığıdır.
Ayrıca doğurganlık yaşla birlikte azalmaktadır.20 yaşında doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve bir çocuk isteyenlerin %20’si başarıya ulaşıyor. Bu oran 30 yaşında %15’e ve 35 yaşında %10’a iniyor. 40 yaşında ise bu oran %5.
01:10 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBE KALMAK İÇİN İDEAL YAŞ KAÇTIR ?
GEBELİK NASIL OLUŞUR Gebelik Nedir? Gebelik, kadın üreme hücresi olan yumurta ile, erkek üreme hücresi olan sperimin kadın üreme organlarının bir parçası olan kanallarda karşılaşarak, spermin yumurtayı döllemesi sonunda yeni bir canlının, yani bebeğin oluşmasıdır.Yandaki resimde yumurtanın üzerindeki spermleri görüyorsunuz. Gebelik, normal bir fizyolojik olaydır. Ancak, gebelik olayında hemen hemen bütün vücut sistemleri etkilenir. Bu nedenle; gebelikte izlemenin, yani doğum öncesi bakımın önemi çok büyüktür. Gebeliğin Oluşumu Gebe kalmak için en uygun zaman, iki adet kanamasının ortalarına rastlayan günlerdir. Bu günlerde kadının yumurtalıklarından bir tek yumurta atılır ve bu yumurta hücresi iki gün yaşar. Bu nedenle, kadın, iki adet kanamasının yaklaşık ortalarına rastlayan yumurtlama gününün 3 gün öncesi ve 2 gün sonrasında gebe kalabilir. Cinsel ilişki sırasında kadının haznesine boşalan erkek tohum hücreleri (spermler), hazneden rahim içine doğru hareket ederler. Kadının yumurtasıyla tüplerde karşılaşırlar. İçlerinden bir tanesi yumurtayı dölleyebilir. Erkek tohum hücrelerinin (spermlerin), kadın vücudunda yaşama süreleri yaklaşık 3 gün olduğundan bu süre içerisinde bir daha cinsel ilişki olmasa da yumurta döllenebilir. Döllenmiş yumurta değişmeye başlar ve tüplerde ilerleyerek 5-6 gün içinde rahmin içine gelir, rahmin kalınlaşan iç tabakasına yerleşir, sonra bu tabakaya gömülerek gelişmesini sürdürür.Aşağıdaki resimde görülmektedir. Yumurtanın döllenmesi ve rahmin içine yerleşmesi, adet görmeyi durdurur. Gebelikle ilgili değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Rahim yumuşar ve giderek büyür.
01:09 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBELİK NASIL OLUŞUR
GEBELİĞE HAZIRLIKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER Hamileliğe Hazırlıkta Bunlara Dikkat! 1.Sağlıklı Beslenme 2.Folik Asit Alın 3.Fazla Kilolardan Kurtulun 4.Egzersize Başlayın 5.Sigarayı Bırakın 6.Doğum kontrolünü bırakın 7.Topsoplazma testi yaptırın 8.Aşılarınızı yaptırın 9.İlaçlara dikkat edin 10.İş ortamınıza dikkat edin 11.Doktor kontrolünden geçin 1.Sağlıklı Beslenme Beslenme hem sizin hem de bebeğinizin gelişimi için son derece önemli. Bu nedenle hamilelik öncesi yeterince beslenip beslenmediğinize, sağlıklı bir diyet uygulayıp uygulamadığınıza da dikkat edin. Bu konuda size bilgi verecek pek çok kaynak var. Ancak günümüzde popüler olan çeşitli diyetler konusunda kafanız karışmasın. Dengeli beslenmek için her şeyden önce 4 ana grupta yiyecekten yeterince almak demektir. Sağlıklı beslenmenin aynı zamanda düzenli beslenmek anlamına geldiğini aklınızdan çıkarmayın. Düzenli aralıklarla yemek yenmesi son derece önemli. Günde 3 ana öğün ve hafif ara öğünler düzenli beslenmeniz için vazgeçilmezdir. gittikçe sofralarda sebzelerden uzaklaşmamızın son derece yanlış olduğu biliniyor. Eh bende vitamin hapı alırım diye düşünmeyin. Çünkü dengeli beslenmek için yemek istemediğiniz bazı besinlerin yerine vitamin haplarına başvurmak doğru bir fikir değil. Çünkü vitamin ilaçları henüz tam olarak vitamin ve mineralleri sağlamıyor. 2.Folik Asit Alın Sağlıklı beslenme için hamilelik öncesi de hamilelik süreci kadar önemli. Özellikle folik asit söz konusu olunca... muhtemelen folik asidi biliyorsunuz ya da en azından bu sözcüğü duydunuz. Ancak hamilelikte bebeğin gelişimi üzerinde çok etkili olduğu ileri sürülen folik asit içeren gıdaları sofranızdan eksik etmemelisiniz. Çünkü nöral tüp defekti adı verilen doğumsal sakatlıkları önlemeye yardımcı olduğu biliniyor. Özellikle spina bifida hastalığının (bu bebeklerde omuriliğin bir kısmı açık doğuyor) sofranızda folik asit açısından zengin olan karaciğer, yeşil sebzeler ve baklagilleri eksik etmeyin. Hamilelik başladıktan sonra ilk 12 hafta kullanmak üzere uzmanınızdan sizden folik asit içeren preperatları almanızı isteyeceğini de bilmelisiniz. Ancak sebze ve meyvelerden uzak besleniyorsanız bu konuda bir uzmana başvurarak daha fazla bilgi edinmelisiniz. 3.Fazla Kilolardan Kurtulun Kurtulmak kolay olsa dediğinizi duyar gibiyim. Gerçekten de zor bir durum. Fazla kiloları atmak ve üstelik ideal kilonuzu korumak durumunda kalmak.... ancak hamilelik sürecini ve daha sonrasını düşünürseniz şimdiden önlem almanız gerektiğine karar verebilirsiniz. Bu öncelikle sizin rahat bir hamilelik yaşamanız ve kolay doğum yapmanızın yanı sıra doğum sonrası verilecek kilolarla daha fazla uğraşmanız anlamına gelir. Üstelik doğum sonrası sağlığınız üzerinde olumlu etkisi olacağını bilmelisiniz. Fazla kilonuzun üstüne gelen hamilelik nedeniyle aldığınız kilonun öncelikle, belinize daha fazla yük binmesi demek olduğunu ve bu durumun ileride bel ağrısına yol açacağını aklınızdan çıkarmayın. 4.Egzersize Başlayın Eğer anne adayı olmadan önce formunuza ve zinde olmanıza dikkat ederseniz daha rahat bir hamilelik ve doğum yaşayacağınızı bilmelisiniz. Üstelik eski sağlığınıza ve biçiminize daha rahat dönebilirsiniz. Bu durumu bilerek hamilelik öncesi egzersizlere başlamanızda yarar var. Gün içerisinde özellikle bel, sırt ve karın kaslarınızı çalıştırarak hafif egzersizlere başlayabilirsiniz. 5.Sigarayı Bırakın Tiryakilerin, nasıl bırakalım dediğini duyar gibiyim. Evet oldukça zor olduğunu biliyoruz. Ancak bu kararı verirken bebeğinizin sağlığını düşünmeniz size güç verecektir. Çünkü hamilelik sırasında yakılan her sigara bebeğe giden oksijenin çalınması anlamına geliyor. Araştırmalar sigara bağımlısı annelerin daha düşük kilolu bebekler dünyaya getirdiğini gösteriyor. Üstelik bu bebekler solunum yolu enfeksiyonlarına dayanıksız oluyor ve akranlarına göre genel sağlık sorunları daha fazla görülüyor. Ayrıca beşik ölümleri tanımlanan, bebeğin hiçbir neden yokken ani ölüm sendromu nedeniyle hayatını kaybetme oranları da daha yüksek. Doğumu zorlaştırıcı etkilerin yanısıra, lohusalık döneminde sütünüzün miktarının azalacağını bilmelisiniz. Eğer sigarayı tamamem bırakamıyorsanız en azından günde 10 adetin altına indirmeye ve sigaralı ortamda pasif içici durumdan uzaklaşmaya bakmalısınız. 6.Doğum kontrolünü bırakın Anne adayı olmadan önce doğum kontrol yöntemleri kullanıyorsanız, bir uzmana başvurmak gerektiğini bilmelisiniz. Uzmanınızdan doğum kontrol yönteminin bırakılmasının ardından ne zaman hamile kalınması gerektiği hakkında bilgi edinmelisiniz. Çünkü bazı yöntemlerin hassasiyeti var. Doğum kontrol hapının bırakıldıktan sonra en az bir yada iki ay hamile kalınmaması gerekiyor. 7.Topsoplazma testi yaptırın Belki hayvanları çok seviyor ve evinizde kedi besliyorsunuz. Bu durumda hamile kalmadan önce yapacağınız ilk şey, kediyi evden uzaklaştırmak değil, bir toksoplazma testi yaptırmaktır. Çünkü kedinizin dışkısından bulaşabilecek olan toksoplazma, gebelik esnasında enfeksiyon oluşmasına ve bu enfeksiyonun bebeğe bulaşmasına neden oluyor. Rahim içine geçtiği durumlarda bebekte bazı kalıcı hasar oluşturabiliyor. Bu nedenle eğer test sırsında toksoplazma olmadığınız ortaya çıkarsa, bundan sonra kedinizin dışkısının elinize temas etmemesine özen göstermelisiniz. 8.Aşılarınızı yaptırın Hamilelik öncesi aşıların yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Çünkü aşılanmayan annelerin etken maddeyle karşılaşması yalnızca kendini değil, bebeğini de etkiler. Hamilelik sırasında ya da doğumda taşıdığınız enfeksiyonu bebeğinize geçirme riski oluşur. Bu nedenle hamilelik öncesi Hepatit B, Kızamıkçık ve tetanoz'a karşı bağışıklığınız yoksa ve aşılarını yaptırmadıysanız, bir uzmana başvurarak yapılmasını sağlayın. 9.İlaçlara dikkat edin Hafif bir baş ağrısında eli ilaçlara gidenlerdenseniz, biraz dikkat!! Çünkü hamilelik öncesi kullandığınız ilaçlar konusunda da hassas olmanız gerekir. Korunmayı bıraktığınız ve hamile kalma olasılığınız olduğunu düşünerek bir uzmana danışmadan ilaç almaktan sakının. Çünkü uzmanlar, erken hamilelik döneminde bazı ilaçların plasentadan geçerek bebeğin gelişimini olumsuz etkilediğini söylüyorlar. Ayrıca doktora başvurmanız gereken durumlarda, doktorunuza hamile olabileceğiniz ihtimalini hatırlatın. 10.İş ortamınıza dikkat edin İş ortamınızın hamilelik sürecine etkilerini gözden geçirmenizde fayda var. Yoğun sigara içilen işyerlerinde hem kendi sağlığınızı hem de hamilelik sürecini düşünerek bazı önlemler alınması için uyarıda bulunabilirsiniz. Ayrıca radyasyonlu ve kimyasal gazların açığa çıktığı ortamlarda çalışmak zorunda olanların da durumu yöneticilerine bildirerek önlem alması gerekir. 11.Doktor kontrolünden geçin Eskiden hamileliğin başlamasıyla birlikte bir uzmana başvurulurdu. Oysa şimdi hamilelik kararının alınmasıyla birlikte bu süreç başlamış oluyor. Çünkü sağlıklı hamilelik sürecinin yaşanması için annenin sağlığından emin olmak gerekiyor. Bu konuda başvuracağınız uzman sizi muayene edecek , bazı kan testleri isteyecek, ultrasonografi ile inceleyecektir. Böylece hamileliğe başlamadan önce bir sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağınız ve karşılaşma durumunda kalmadan önlemi alınacaktır. Ancak doktorunuza eşinizle birlikte gitmeniz gerektiğini bilmelisiniz çünkü eşinizin de bazı riskler ortağıdır. Örneğin eşinizin kan grubu, ailesinde genetik geçişli bir hastalık olup olmadığı, sürmekte olan hastalık nedeniyle kullandığı ilaçlar gibi birçok etmen, sağlıklı bir hamilelik sürecini etkileyen faktörlerdir. Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr
01:08 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBELİĞE HAZIRLIKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
GEBELİK ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yolu, onu önceden tasarlamaktır. İdeal olarak gebe kalmak istediğiniz zamandan 3 ay öncesinde, doktorunuzla bir ön görüşme yapmanızda önemli yararlar vardır. Doktorunuz, sizin sağlık ve sosyal bakımlardan özgeçmişinizi değerlendirecek, muayenenizi yapacak, çeşitli tetkikler yapacak bu şekilde gebelik sırasında oluşabilecek anormal durumlar karşısında hem sizi hem de kendisini hazırlayacaktır. Ayrıca, gebelik öncesi vitamin (folik asit) desteği ile bebekte ortaya çıkabilecek sakatlıklara karşı tedbir alacaktır. Doktorunuzun yapacağı tetkik ve muayeneler, önereceği tedaviler yanında sizin de yaşam tarzında değiştirmeniz gereken şeyler olacaktır. Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmelisiniz. Dengeli beslenmeyle kastedilen ana besin maddelerinin dengeli oranlarda tüketilmesidir. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Proteinden zengin bir beslenme şekli seçmelisiniz. Yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etler diyetinizde yer almalıdır. Mutlaka bol taze meyve ve sebze alınmalı, bunun yanında makarna, pirinç, baklagiller gibi farklı besin gruplarını da tüketmelisiniz. Gebelik öncesi doktorunuza başvurduğunuzda destek tedavisi için folik asit kullanmanızı isteyecektir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren "B9 vitamini" yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı, gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu ve doğal gıdalarla yeterlince karşılanmadığı için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Folik asit eksikliğinde “nöral tüp defekti” denen sinir sisteminde omurilik kanalının tam kapanamamasına bağlı anomaliler olur. Özellikle, daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren mutlaka folik asit alımına başlamalıdırlar. Sigara kullanıyorsanız, mutlaka bırakmalısınız. Sigara gebe kalma şansını azaltır ve gebelikte kullanıldığında düşük ve çocukta gelişme geriliğine neden olur. Alkol de bırakılmalıdır. Stres ve endişeden uzak durmalısınız. Gebeliğe karar verdikten sonra gebelik oluşumunun ilk aylarda olmaması sizi strese sokmamalıdır. Her şey normal olsa, uygun zamanda ilişki olsa bile her ay için gebelik şansı %25 civarındadır. Normal düzenli ilişkiye rağmen bir kadının gebe kalamaması durumunda kısırlık incelemelerini başlatmak için genellikle çok aşikar bir anormallik yoksa 1 yıl beklenir. Bir yıl sonunda herhangi bir patolojisi olmayan çiftlerin bile gebe kalma şansı %98’dir. Yani %2 olguda her şey normal olmasına rağmen gebelik 1 yıl gecikebilir. Gebe kalma şansı düzenli adet görenlerde adetin 12-15. günlerinde en fazladır. Düzenli bir cinsel yaşam ve haftada 3 veya daha fazla ilişki gebe kalma şansını artırır.
01:08 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBELİĞE HAZIRLIK GEBELİK ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER
Ülkemizde her gün binlerce kişi evleniyor. Akraba evliliklerinin bu evliliklerden farkı nedir? Aynı soydan gelen kişilerin yaptığı evliliğe AKRABA EVLİLİĞİ denir. Akrabalık; anne soyundan gelebileceği gibi baba soyundan da gelebilir. Her ikisi de aynı derecede önemlidir. Akraba evliliği genel olarak iki derecede incelenir: Anne veya babalarından biri kardeş olan bir çiftin yaptığı evliliklere 1.DERECE AKRABA EVLİLİĞİ (Kuzen Evlilikleri) denir. Büyükanne veya büyükbabalarından biri kardeş olan çiftlerin yaptığı evliliklere ise 2.DERECE AKRABA EVLİLİĞİ (Torun Evlilikleri) denir. Türkiye"de evliliklerin yüzde 20"sini oluşturan akraba evliliklerinde özürlü çocuk doğma riski iki katına çıkıyor. Bu yüzden akraba evliliği yapmayı planlayan çiftlere evlenmeden önce muhakkak genetik danışmanlık almaları öneriliyor. Her akraba evliliği sakat bebekle sonuçlanır gibi bir genelleme yapılamaz. Ancak diğer taraftan oluşabilecek sakatlık riskinin normal evliliklere göre 2 kat arttığı da unutulmamalıdır. Akraba evliliklerinin çocuklardaki etkisi nasıl oluşur? Her çocuk anne ve babanın özelliklerini taşır. Anne babanın özellikleri kromozomlar üzerindeki genlerle çocuklara taşınır. Bu genler bir çifttir. Aynı soydan gelen kişilerin gen özellikleri benzerdir. Kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. Bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla yaşama başlamaktayız. Vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. Yaşamın temel taşı olan genler, bir DNA molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. Her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. Anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki tüm yaşam duvarlarını örer. Genler hücrelerde bulunan kromozomların kısımlarıdır. Dolayısıyla genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. Kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. Bazen genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli olasılıkla çocuğuna geçer. Bozuk bir gen, kişinin bazı vücut işlevlerinin bozulmasına neden olur. İnsanlar birçok kalıtsal hastalığın genini taşır. Normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma olasılığı %25, taşıyıcı olma olasılığı %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma olasılığı ise %25'tir. Akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı olma olasılığı çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır. İşte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek frekanslarının çakışması sonucu ortaya çıkma ihtimalini artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir. Bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekir. Her ikisi de bir bozuk gen taşıyan anne babadan doğan çocuklar sağlam geni alırsa SAĞLIKLI olur. Anne veya babadan bir sağlam bir hastalıklı gen alırsa TAŞIYICI olur. Kendileri hasta olmasa bile hastalığı bir sonraki nesile taşırlar. Evlendiğinde hastalıklı çocuk sahibi olma ihtimali vardır. Anne ve babanın her ikisinden de hastalıklı gen alan çocuk HASTA olur. Akraba dışı evliliklerde hasta çocuk sahibi olma ihtimali düşüktür! Akraba Evliliklerinde En Sık Rastlanan Hastalıklar Kan Hastalıkları Göz, kulak, kalp ve şeker hastalıkları, Zeka geriliği, fenilketonüri Vücut yapısındaki bozuklukları sayabiliriz. Bunların yanında hastalıklı çocukların topluma ve ailesine getirdiği yük ve sorunlar da çok önemlidir. Hasta çocuğun yaşam kalitesi çok düşük olacak, ilaçlara ve çevresine bağımlı olarak yaşayacak belki de toplumdan itilecektir. Hasta çocuğa sahip olan anne baba hem maddi, hem manevi yük altında kalarak yıpranacaklardır. Akraba evliği yapanların sağlıklı çocuğu olabilir mi? Olabilir ancak akraba evliliği yapanlarda diğer evliliklere göre risk artmaktadır. Aileleri yanıltan en önemli nokta, kendi aile ve çevrelerinde başkalarının yaptıkları akraba evliliklerinden sağlıklı çocuklar doğmasıdır. Bu olay aileleri akraba evliliği yapmak üzere cesaretlendirmektedir. Halbuki akraba evliliği her gebelikte rahatsız çocuk anlamına gelmemektedir. Akraba evliliği yapan bazı aileler sağlıklı çocuk sahibi olabilirken diğerlerinde rahatsız çocuklar olabilir. Ailenin daha önceki gebeliklerinden sağlıklı çocukları olması daha sonraki gebeliklerdeki risk olmadığını göstermeyeceği gibi, daha önce hasta çocukları olması sağlıklı çocuklarının olmayacağını da göstermez. Akraba evliliği düşünen veya evli olan ve çocuk sahibi olmak isteyen akraba evlilerine önerilebilecek bir husus vardır. Genetik danışmanlık almaları gerekir. Konunun uzmanı olan kişiler tarafından mümkün olduğunca gerilere gidilerek bireylerin SOYAĞAÇ ları çıkarılır ve doğuracakları çocuklarda olabilecek hastalıklar hakkında onlara ayrıntılı bilgiler verilir.
01:06 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBELİĞE HAZIRLIK AKRABA EVLİLİĞİ
ADET DÜZENSİZLİĞİ Adet dönemleri kısa süren kadınların dikkate alması gereken luteal faz yetmezliği (periyodun ikinci döneminin kısa sürmesi) kısırlık sebebi olabiliyor. Normalde 28 günde bir adet görmesi gereken bir kadın, 14. günden sonra (yumurtlama günü) 28 günü tamamlamadan tekrar adet görüyorsa luteal faz yetmezliği durumu ile karşı karşıya demektir. Luteal faz (periyoyodun ikinci dönemi); adet döngüsünde yumurtlama olduktan sonra diğer adetin başlamasına kadar geçen süredir. Adetin ikinci döneminin kısa sürmesi sık görülen, zor farkedilen fakat tedavisi kolay bir durumdur. Rahimin içini döşeyen dokunun doğru zamanda doğru yerde olmaması halidir. Bebeğin rahime yerleşmesi, rahimin içini döşeyen dokunun zamanlaması ile çok ilgili olduğu için yumurtlama zamanından sonraki döneminin kısalığı gebeliğin gerçekleşmesi ve devamlılığını sürdürmesini etkileyebilir. İdeal bir adet döngüsünde vücut adet kanaması başlamadan birkaç gün önce FSH (Follikül uyarıcı hormon) salgılamaya başlar. Bunun sonucu yumurta taşıyan follikül denilen kistler büyümeye başlar. Follikül yeterli olgunluğa ulaştıktan sonra LH ( Luteinize Hormon) salınımı başlar. Bu hormonla follikül çatlar ve içindeki yumurta tüplere doğru atılır. Çatlamadan sonra follikül yeniden daha yoğun bir sıvı ile dolar. Oluşan korpus luteum adındaki yapı adet döngüsünün ikinci yarısından itibaren progesteron hormonunun salgılanmasından sorumludur. Artmış progesteron seviyeleri rahimin içini döşeyen dokunun kalınlaşmasını ve damarlanmasını artırarak rahimi embriyonun tutunması için uygun hale getirir. Progesteron adet kanamasının erken başlamasını da önler. Normal bir adet döngüsünde korpus luteum ortalama 12 gün süreyle progesteron salgılar. Luteal Faz Yetmezliği?nde normal adet döngüsü birkaç yönden bozulabilir. Zayıf follikül gelişimi, korpus luteumun erken sonlanması, rahimin içini döşeyen dokunun progesterona uygun yanıt vermemesi luteal faz yetmezliğinin sebepleri arasında olabilir. Luteal fazda vücut ısısının artışından progesteron sorumludur. Vücut ısısını takip eden hastalar vücut ısısının 12 gün süreyle yüksek kalmadığını farketmektedirler. Ayrıca bir sonraki adet döneminde adet kanamaları yumurtlama olduktan sonraki 12-14 günden daha önce olduğu farkedilebilir. Luteal Faz Yetmezliğinden şüphelenildiğinde kan progesteron seviyesine yumurtlamadan yedi 7 gün sonra bakılır. Progesteron seviyeleri az olduğunda, tedavi genellikle dışarıdan progesteron takviyesi vermek şeklinde olmaktadır. Bununla birlikte, yetersiz folikül gelişimi de düşük progesteron seviyesine neden olabilir. Adetin ortasında follikülün boyutunu ultrason ile ölçmek ayrıca kan hormon seviyelerine bakmak gerekmektedir. Eğer folikül gelişimi normal ise, luteal fazda porogesteron desteği verilir. Eğer folikül gelişimi yetersiz ise, yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu sayede folikül gelişimi sağlanmakta ve daha kaliteli yumurta oluşabilmektedir. Tanı için yapılan tetkikler; Genellikle, teşhiste kan progesteron seviyesi, luteal faz uzunluğu ve ultrasonografik takip yeterli olabilmekte iken daha uzun süren hastalarda endometrial biopsi gerekebilmektedir. Normalde endometrial biopsiyi bir sonraki adetten bir iki gün önce almak gerekmektedir. Ayrıca bu adet döneminde hastanın hamile olmadığının tespit edilmesi de gerekmektedir. İşlem sırasında ufak bir miktarda rahim içindeki doku patolojik inceleme için alınmaktadır. Doku seviyesinde incelendiği için, elde edilen bilgi çok önemlidir. Patalog, adetin o günü ile doku gelişiminin uygun olup olmadığını inceler. Eğer uygun ise, rahimin iç dokusunun siklus ile uyumlu olduğu belirlenir. Eğer iki günden fazla uygunsuzluk varsa, doku uyumlu değil denir. Luteal faz yetmezliği sık görülen bir durum olup tanı konması oldukça kolaydır. Ayrıca, doğru tedaviye hemen cevap vermektedir. Dolayısıyla, bu işlemde en önemli nokta, gerçek nedenin belirlenmesi ve uygun tedavisinin planlanmasıdır.
01:04 - 1/7/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : GEBELİĞE HAZIRLIK ADET DÜZENSİZLİĞİ
Sabah ve akşam( yatmadan önce) 20-30 dakika arasında yürüyüşler yapılır. KIMI’nin başarı oranı, sürekli kullanımıma bağlı olarak değişmektedir. KIMI kullanırken, beslenmenizde, özellikle protein, kalsiyum ve vitamin almaya özen gösterin. 35 yaş altındaki bireylerde daha etkili olmaktadır. 50-60 günlük kullanımdan sonra boyunuzun uzamaya başladığını fark edersiniz. Gevşeme eksersizleri ile omuriliğinizi esneterek, boyunuzun uzamasına yardımcı olabilirsiniz. konu ileilgili terimler: kimi boy uzatıcı boy uzatıcı
22:39 - 30/6/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : Kimi boy uzatıcı nasıl kullanılır ?
KIMI, bir akupunktur yöntemi olan refloxology’i kullanır. Refloxology, ayak tabanlarından vücudun diğer bölgelerini uyarmasını sağlayan basınç (acupress) yöntemi ile sinir sistemine sinyaller gönderir. Bu sinyaller beynimize ulaşır. Beyin ona iletilen sinyaller doğrultusunda vücudunuzun düzenli çalışmasını sağlar. Sinir sistemi merkezi olan beyin, büyüme hormonlarını (hipofiz) da tetikleyerek, boyunuzun 5 ile 12 cm arasında uzamasına yardımcı olur. KIMI, Tokyo Üniversitesi Bilim adamları tarafından pek çok bilimsel araştırma ve testler sonucunda geliştirilmiş bir üründür. Doğal olarak uzamak için ihtiyaç duyduğunuz en gerekli üründür. Bir uzama ürünü aynı anda 4 işlevi yerine getirmelidir: hipofiz bezini uyararak daha çok hormon salgılatmak; metabolizmayı hareketlendirmek, doğal büyüme sürecini tekrar etkinleştirmektir. Bu nedenden ki uzamak istiyorsanız mutlaka kullanmanız gereken en gerekli uzama ürünüdür. Bir çok farklı uzama ürününün üzerinde yapılan kapsamlı denemelerden sonra diğer ürünlerin tümünün bu dört işlevden biri veya ikisini gerçekleştirebilmesine karşın; bu ürün bunların hepsini aynı anda sizin için başarabilen tek üründür. Dünyaca kanıtlanmış ve denenmiş bir uzama ürünüdür Bu ürün aslında Akapunktur ile aynı ilkeyi kullanır ki bu Refleksoloji olarak bilinir. Refleksoloji’ nin bilimsel olarak tastiklendiğini ve hastalıkları iyileştirmede ve insanların fiziksel şartlarını geliştirmede doğal yollardan biri olarak bu sürekli olarak boylarını uzatmayı da kapsar genel olarak kabul edildiğini gösteren binlerce bilimsel ve tıbbi kanıtlar vardır. İnsan büyümesi doğal olarak 17- 20 yaşları arasında zirve yapar ve sonrasında durur. Fakat bu son değildir. Araştırmalar göstermiştir ki insan büyümesi beyindeki hipofiz bezinin tekrar aktif hale gelmesinden teşviklenebilir. Bu ürün ayaklarda kullanılması için tasarlanmıştır ki bu da hipofiz bezini büyüme hormonlarını vücut sistemine salması için uyarır. Refleksoloji-eski bir ayak masajı sanatı- sağlığı geliştirmek için en doğal ve en iyi yollardan biri olarak kurulmuştur. Ve bu yöntemin kullanımı boyun artmasına yardım edecektir. Yoğun bilimsel araştırmalarda da ispatlandığı üzere birçok genç erişkinin boyu, gövdelerinin alt kısmındaki kemikler katılaştıktan (genelde buna kemik plakasının kaynaşması denir) sonra bile, birkaç cm daha uzatılabilir. Bunun nedeni, femur kemiği (uyluk kemiği) incik kemiği ve gövdenin alt kısmındaki diğer kemiklerin uzunluklarının yanı sıra gövdenin üst kısmında yer alan omurga uzunluğunun (toplam vücut uzunluğunun yaklaşık %35 i), insan boyuna önemli derecede katkı yapmasıdır. Deneysel fizyo-biyolojik gözlemlere dayanarak, Japonya’nın Tokyo üniversitesince ( Dr. Chiro Kawaguchi ) en çok satan ürünler arasında yer alan bu boy düzenleyici, geçmişte piyasaya sürülen diğer boy uzatıcı ürünlerinden çok daha farklıdır. Bu ürün, ayakların iç bükey kısımları üzerinde masaj ve aktifleştirme (harekete geçirme) işleminin yapılmasına imkan verir ve böylece, kıkırdakların gelişimine destek veren hipofiz bezlerinin salgılanmasına ve dolayısıyla, daha uzun olma hayalinizin gerçekleşmesine olanak sağlar. Bu fizyolojik sağlık ürünün size çok yardımı dokunacaktır. Tıp dünyası içerisinde, kabızlık sorunu, yüksek tansiyon, romatizma, sırt ağrısı ve sıkça görülen diğer sorunları bulunan kişiler, herhangi bir iğne veya ilaç tedavisi olmadan, iyileştirilebilir. Sadece ayaklarınızın alt kısımlarına basitçe bir masaj uygulayarak, problemlerinizi giderebilir ve daha sağlıklı olabilirsiniz. Metabolizma hızının artışı, yorgunluğu azaltır, yaşlanmayı geciktirir ve kan dolaşımını muhafaza ederek arzu ettiğiniz güzellik ve sağlığa kavuşmanızı sağlar. boy uzatıcı
22:38 - 30/6/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : Kimi boy uzatıcının nasıl bir etkisi var
- Kimi hiç bir yan etki göstermeksizin boyunuzun uzamasına yardım eder.
- Kimi kullanımı oldukça kolaydır, sadece ayakkabılarınızın içine yerleştirip, yürümektir. (Kimi’yi fitness ve spor yaparken de kullanabilirsiniz.)
- Kimi, hemen hemen her yaştaki insan için etkilidir.
- Kimi’nin ‘boy uzatmada’ ki etkisi test edilmiş ve kanıtlanmıştır. Yıllarca süren bilimsel pek çok araştırma sonrasında bulunmuş tek üründür.
- Kimi Refloxology (acupress) yöntemiyle, ayaklardaki akupunktur noktalarına, masaj yaparak boyunuzun uzamasını sağlar.
KIMI’ Boyunuzu nasıl uzatır?
KIMI, bir akupunktur yöntemi olan refloxology’i kullanır.
Refloxology, ayak tabanlarından vücudun diğer bölgelerini uyarmasını sağlayan basınç (acupress) yöntemi ile sinir sistemine sinyaller gönderir. Bu sinyaller beynimize ulaşır. Beyin ona iletilen sinyaller doğrultusunda vücudunuzun düzenli çalışmasını sağlar. Sinir sistemi merkezi olan beyin, büyüme hormonlarını (hipofiz) da tetikleyerek, boyunuzun 5 ile 12 cm arasında uzamasına yardımcı olur. KIMI, Tokyo Üniversitesi Bilim adamları tarafından pek çok bilimsel araştırma ve testler sonucunda geliştirilmiş bir üründür. Daha Geniş bir anlatım ile Birçok insanın boy noksanlığının temel nedeni yetersiz büyüme hormonu üretimidir. Ergenlikten hemen sonra çoğu insanın hipofiz bezleri etkisiz hale gelir ve daha ileri dönemler de kemik büyümesini sağlayacak çok ama çok az büyüme hormonu üretir. Bu yüzden çoğu insanın, büyüme levhaları hala açık olsa ve en üst potansiyel boylarından hala inçlerce kısa olsalar dahi, ergenliklerinden hemen sonra uzamayı keserler. Bilgisayarla tasarlanan, en son teknik atılımlardan faydalanma ve eskiden kalma masaj bilgisi; bu uzatma ürünü hipofiz bezi hareketiyle çalışır. Üretilen büyüme hormonunun miktarı sürekli boy uzaması ve diğer sağlık faydalarını sağlamak için yeterlidir.
Tokyo Üniversitesinin raporlara göre, insan boyunun sadece genetik ve irsi nedenlerden değil, aynı zamanda alt bedendeki 62 kemikteki kıkırdaksı dokuların ve üst bedende belkemiğini oluşturan 24 oynar kemiğin gelişimlerinde büyüme hormonunun etkilerinden kuvvetli bir şekilde etkilenir. İnsan mühendisliği kavramlarını takip eden bilgisayar tarafından tasarlanan bu ürün ayaktaki belli sinir uçlarını uyarmak ve böylece de sırasıyla hipofiz bezinin artmış üretim yapmasını teşvik etmek için bulunmuştur. Artmış miktarda büyüme hormonu hem belkemiğinde hem de alt bedendeki kemiklerde kıkırdaksı dokuların daha fazla büyümesi, sürekli boy artışını bir hakiki gerçek haline gelmesi anlamına gelir
İnsan büyümesi hakkındaki esas bir doğru varsa o da şudur ki ne kadar genç isen o kadar çok ve hızlı büyüyebilirsin. Hayatlarının ilk yılında (0- 1 yaş) kolaylıkla 12 - 15 inç ( 30 - 37.5 cm) büyüyebilen çoğu insan ergenlik çağında her yıl 3-4 inç (7.5- 10 cm) uzamayı başarabilir, fakat ergenlikten sonra zorla 1-2 inç uzayabilirler. Bu da şu yüzden ki siz yaşlandıkça, hipofiz beziniz etkisizleşir ve büyüme levhalarınız kademeli olarak kapanır. (eğer büyüme levhalarınız harici dertler yüzünden vaktinden önce kapanmazsa) Bu yüzden hipofiz bezinizi aktifleştirmeye yardım etmesinde bu ürünü kullanmanız büyüme levhalarınızı gençleştirmek ve canlandırmaya yardım açısından çok önemlidir. Gençleşmiş olan büyüme levhaları daha uzun süre açık tutulabilir ve bu da kemiklerin uzamaya devam etmesi için çok kolaydır. Bu uzatılmış büyüme dönemi size, bu ürünü kullanarak üretilen yeterli büyüme hormonun teşvikleriyle, en üst potansiyel boyunuza ulaşmanız için en iyi imkanı sağlar. İkinci Yöntem, bel kemiğiniz belli germe hareketleriyle bu ürünü kullanarak diğer 1 -2 inç (2.5- 5 cm) daha uzatılabilir. Bunun yanında uyluk kemiğinin uzunluğunun yanında, alt bedendeki diğer kemikler, üst bedende belkemiğinin uzunluğu da önemli oranda boyunuza katkıda bulunurlar çünkü bu toplam boyunuzun % 35 ifade ediyor. Belkemiğiniz omur denilen ve bağ dokularla bir arada duran 33 ayrı kemikten oluşur. (sert ve lifli doku). Bu 33 omurdan sadece en alttaki 9 tanesi, iki tane sabit kemik olan kuyruk sokumu kemiği ve koksikse bunlar karın bölgesinin arkasını oluşturur- kaynaşıktır. Diğer 24 omur sürekli olarak hareketlidir ve asla kaynaştırılamaz. Bu 24 omurunda 7 tanesi boyuna ait, 12 tanesi göğse ait ve 5 tanesi bele aittir. Omurlar arası diskler olarak adlandırılan kıkırdaksı bölümler bu 24 omur kemiğinin her birinin arasında bulunur. Bu disklerin kalınlığı belkemiğinin uzunluğunu ve doğrudan boyunuzu etkiler. Burada toplam 24 disk vardır ki; onların birleştirilmiş uzunluğu sizin toplam uzunluğunuzun %25 i ne denk gelir. Bu diskler kaynaşmayan kıkırdaktan oldukları için, yaşam boyunca yeterli büyüme hormonunun uyarmasıyla sürekli kalınlaşabilir. Bu diskler daha kalın oldukça belkemiğiniz bir o kadar uzun ve siz de daha uzun olursunuz. Eğer her disk sadece 0,1 inç (0. 25 cm) kalınlaşsa ki bu tırnak içindeki bir çizginin uzunluğu kadardır, siz hala 2,4 inç (6cm ) uzarsınız. Yapılan deney ve kullanıcı deneyimleri sonucu bu ürünü kullanarak üretilen büyüme hormonunun artırılmış üretimi, bunun yanında kalınlaşmasına ve belkemiğinin boyunun 1 -2 inç ( 2,5- 5 cm) artırarak o 20 diskin kıkırdaksı kısımlarının büyümesini mükemmel bir şekilde tetikleyebilir. Bu ürün tarafından üretilen yeterli büyüme hormonunun teşviki altında her biri daha çok kalınlaşabilsinler diye omurlar arası diskleri gençleştirerek ve yenileyerek bu sonucu 3 inçe (7.5cm) kadar bile artırabilir. Böylece bu ürün ergenlikten sonraları bile, üst bedeninizin 1- 3 inç (2,5- 7,5 cm) büyümesini mümkün hale getiriyor.
Üçüncü yol alt bedendeki büyüme levhalarınız kapandıktan sonra dahi, bu ürünü kullanılarak üretilen yeterli büyüme hormonunun teşviki altında hem kemikleriniz hem de (çoğu kemiği bağlayan) alt bedendeki eklemli kıkırdaklarınız hala kalınlaşmaya devam edebilir. Kemiklerin ilaveten kalınlığı vücut uzunluğunuzu 0.5 inç ( 1.25 cm) artırabilir. Bu ürün kemiklerinizi gençleştirmenize ve yenileştirmeye yardım ederek, onları büyüme hormonunun teşvikine daha hassas yapıp bu sonucu 1 inç ( 2. 5 cm ) artırabilir. Alt bedeninizdeki eklemli kıkırdaklarda kalınlaşabilir. Uyluk kemiğinin (dizdeki uyluk kemiğinin en dibi) merkezden uzak ucunun ilaveten kalınlığı ve kaval kemiğinin bağlanmaya yakın olan ucu (dizdeki incik kemiğinin en üst kısmı) alt beden uzunluğunuzu bir diğer 0,5 -1 inç (1.25- 2,5 cm) artırabilir. Bu ürün eklemli kıkırdakların gençleştirmeye ve yenilemeye yardım ederek, bu sonucu 2 inçe kadar artırabiliyor. Bu yüzden onlar büyüme hormonunun teşviki altında daha da kalınlaşabilirler.
Bu nedenden dolayı ergenliği geçmiş olsanız bile bu ürünü kullanarak hala sürekli ve orantılı olarak uzayabilirsiniz.
1- Bu ürün boyunuzun uzaması için en doğal ve en güvenli yol olduğu için kesinlikle risksizdir. Topuk kısmındaki sinir noktalarını uyararak hipofiz bezinin doğal yoldan büyüme hormonu salgılamasını sağlar. Bu yüzden bu ürünü kullanılarak salgılanan hormonlar yüzde yüz doğal olup vücut tarafından kolaylıkla emilebilir.
2- Bu yüzden vücudunuzda asla yan etki görülmez aksine büyüme hormonunun uzamanıza doğal yoldan yardım etmesini sağlar
3- Kullanımı çok kolay ve uygundur çünkü tüm yapmanız gereken onu ayakkabılarınızın içine yerleştirip, yürüyebilirsiniz. (bunun yanında egzersiz yaptığınız veya spor yaptığınız zamanda giyinebilirsiniz. ) Çok kolay ve uygundur ki her zaman kullanmak istersiniz. Kolaylıkla giyinerek her nereye gidereniz çok zaman harcamadan sadece uzayabilmek amacıyla, iyi sonuçlar alabilirsiniz.
4-Oldukça etkili çünkü hemen hemen her yaştaki insanlar kullanılabilir. Genel olarak konuşmak gerekirse bu ürünü kullanmak için hiç bir yaş sınırlaması yok çünkü şu yolları izlerseniz kullanımından daima faydalanabilirsiniz.
boy uzatıcı
22:37 - 30/6/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : Neden Kimi boy uzatıcı ?
Yüzlerce deney sonucu bu mucizevi ürünün kullanımı ile ortaya çıkan hormon üretimindeki hızlı artış, omurganın disk şeklindeki kısmının (25 diskten oluşan bölüm) gelişimine büyük oranda katkı sağlamakta ve omurganın uzunluğunu arttırarak, insan boyunun gövdenin alt kısmındaki kemikler kaynaştıktan sonra dahi uzamasına imkan vermektedir. Gövdelerinin alt kısmındaki kemikler tamamen kaynaşmamış olan kişilerde ise, gövdenin hem alt hem de üst kısmındaki kemiklerin gelişimine katkı sağlamakta ve kullanıcıların, daha olumlu sonuçlar elde etmelerine yardımcı olmaktadır 2,5 7,5 cm daha fazla uzatılabilir). Bu nedenle, ne kadar erken kullanmaya başlarsanız, o kadar uzun boylu olursunuz. YOKO markalı KIMI Boy Uzatma tekniğini sunan bu tabana hemen sahip olabilirsiniz. Tokyo Üniversitesinin raporlara göre, insan boyunun sadece genetik ve irsi nedenlerden değil, aynı zamanda alt bedendeki 62 kemikteki kıkırdaksı dokuların ve üst bedende belkemiğini oluşturan 24 oynar kemiğin gelişimlerinde büyüme hormonunun etkilerinden kuvvetli bir şekilde etkilenir. İnsan mühendisliği kavramlarını takip eden bilgisayar tarafından tasarlanan bu ürün ayaktaki belli sinir uçlarını uyarmak ve böylece de sırasıyla hipofiz bezinin artmış üretim yapmasını teşvik etmek için bulunmuştur. Artmış miktarda büyüme hormonu hem belkemiğinde hem de alt bedendeki kemiklerde kıkırdaksı dokuların daha fazla büyümesi, sürekli boy artışını bir hakiki gerçek haline gelmesi anlamına gelir boy uzatıcı
22:33 - 30/6/2009 - Yorum {yok} -
Etiketler : kimi Kimi boy uzatıcı
|
Hakkımda
Her konunun yer aldığı kişisel blog
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler
Son Yazılar
- Çoban salatasında hangi malzemeler kullanılır?
- pilav-yapmadan-once-pirinci-nasil-islatmaliyiz
- Mevsim salatası nasıl yapılır?
- Çoban salatası nasıl yapılır?
- Acılı ezme nasıl yapılır?
- Haydari nasıl yapılır?
- Kavurma nasıl pişirilir?
- Lezzetli kavurma yapmanın püf noktaları nelerdir?
- Kavurma yapmak için et nasıl hazırlanır?
- Kavurma en güzel hangi etten yapılır?
- Kavurmanın yanında ne yenir?
- Domates nasıl küp küp doğranır?
- Jülyen doğrama nasıl yapılır?
- Salata için soğan nasıl doğranır?
- Yemeklik soğan nasıl doğranır?
Etiket Bulutu
yeşil biber nar ekşisi salata tarifi çoban salatası yemek tarifleri pilav tarifi sebzeli pilav pilav yapmak sade pilav pirinci yıkamak salata malzemeleri maydanoz mevsim salatası mevsim salatası malzemeleri çoban salata çoban salatası nasıl yapılır salata nasıl hazırlanır acılı ezme malzemeleri acılı ezme acılı ezmenin tarifi biber salçası haydari tarifi tatlı biber haydari hazırlanışı haydari kavurma et çoban kavurma tarifi et kavurma yemek tarifleri kuzu eti kavurma kuşbaşı et kavurma kuzu kavurma tarifi malzeme seçimi kavurma tarifi kuzu kavurma koyun kavurma kavurma yapmanın püf noktaları kavurma en iyi hangi etten olur kavurma nasıl yapılır kavurma yapımı
|